|
Saran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Sadettin SARAN, Önümüzdeki dönem Türk & Amerikan ilişkilerini Alternatif Politikalar Merkezine değerlendirdi.
ABD-Türkiye İlişkilerinin Geleceği Konusunda Düşünceler
Irak savaşıyla dip noktaya ulaşan Türkiye-ABD ilişkileri ABD'nin PKK teroristlerine ilişkin istihbarat paylaşımıyla birlikte istikrara kavuşmuştur. Ancak ilişkiler soğuk savaşın galibi ABD'nin 90'lı yılların başındaki Türkiye'de ve dünyada sahip olduĝu prestijden çok uzaktır. Son yıllarda ilişkilerin kötüye gitmesinde ABD yönetimlerinin Bush döneminde kendini beğenmiş ve kibirli tutumunun büyük rolü olmuştur. Ancak şunuda unutmamak gerekir ki, soğuk savaş yıllarında Sovyet Blokuna yakın duran çevrelerde, milli duyguları sömürüye uğratıp her iki ülke arasında gerilimi tırmandırmışlardır.
Türkiye'de başımıza gelen her felaketin ve zorluğun sorumlusunu ABD olarak gösteren, bol bol komplo teorisi üreten ve ABD düşmanlığı üzerinden kendi ideolojilerini ve gündemlerini yürüten sayısız örgüt ve kişi bulunmaktadır. Bunları medyada, kanaat önderleri arasında ve toplumun diğer köşelerinde görmekteyiz.
ABD-Türkiye ilişkilerinde ileriye dönük beklentileri anlamak için önce her iki tarafında karar mekanizmalarını anlamak gerekmektedir. ABD tarafını ele alırsak, ABD bir ikilem içindedir. Bir taraftan ABD dünyanın en demokratik hukuk devletlerinden birisidir. Diğer taraftan dünyanın tek efektif süper gücü olarak dünyanın her köşesinde fiilen hazır bulunmaktadır. Ayrıca ABD kendi içinde çok zor ve çok taraflı karar almak zorundadır, çünkü ABD'nin etnik yapısı, federal bir idari yapıya sahip olması ve değişik sermaye güçlerinin bulunması bunu gerektirmektedir.
Bu çok önemli bir noktadır, ABD'de her hangi bir 'think-tank' ın Türkiye konusunda fikir belirtmesi, bir rapor yazması, ne ABD'nin resmi görüşünü, ne de Amerikalıların duygularını yansıtmaktadır.
ABD'de ki her düşünce merkezini kontrol eden bir ideoloji ve o merkezi destekleyen bir sermaya gurubu bulunur. Ne yazık ki Türkiye'de her isteyen ABD' den gelen belli bir görüşü alıp ABD'nin Türkliye üzerindeki görüşü olarak kendi uslubune göre kamu oyuna lanse etmektedir. Ben vatandaşları manipüle edilen bilgileri dikkatle incelemeye davet ederim.
Türkiye'ye baktığımız zaman dış politikada kararlar tek merkezden alınır ve resmi kararları eleştirmek bir anlamda Turkiye'ye ihanet olarak yorumlanır. Bu tabusal yaklaşımının ortadan kalkması gerekmekte.
İsterseniz ilişkilerin geleceğine yönelik öngörüşleri bir örnek üzerinden, hükümetin Kürt Açılımı yaklaşımının çercevesinden ele alalım :
Mustafa Kemal Atatürk'ün net bir şekilde belirttiği gibi, ABD ve Türkiye tarihte hiç bir zaman düşman olmamışlardır. Her iki ülke hiç bir zaman savaş etmemiştir. Aslında ABD veTürkiye'nin çıkarları modern çağda birbiriyle örtüşmüştür. Sovyetler Kars ve Ardahan'ı talep edince, ABD Türkiye'nin elini Türkiye'yi NATO üyesi yaparak güçlendirmiştir. Aynı şekilde, Kıbrıs'ta askeri darbe yoluyla Kıbrıs'ı Yunanistan'a ilhak etmek isteyen Atina cuntası karşısında ABD Türkiye'yi desteklemistir.
Genel klişenin aksine Kıbrıs ABD için öncelik değildir.
Sonuç : ABD-Türkiye ilişkilerinde psikolojik tutum her iki ülke için önemlidir. ABD 'ben dünyanın tek süper gücüyüm dediğim dedik' ruh halinden uzak durmalı, Türkiye'de gücünü şanlı tarihinden alan 'bölgesel süper gücüm buraları benden sorulur' ruh halinden uzak durmalıdır. Amerikan hükümeti Obama'nın başkanlığında Hillary Clinton'un bakanlığıyla şimdilik Bush yönetiminin hatalarına düşmedi. Bu güzel bir gelişme.
Uzun vadede beklentimiz Türkiye-ABD ilişkilerinin ortak çıkarlar çercevesinde yürümesidir. |