APM ?

APM'den Haberler

article thumbnailYUİK Apm'yi Ziyaret Etti
18/01/2012

  Alternatif Politikalar Merkezi, sadece geleceğin sahipleri olarak değil bugünün paydaşları olarak gördüğümüz gençlere, kendilerini  geliştirebilecek ve ifade edebilecek platformlar s [ ... ]


article thumbnailABD'li Heyetin Türkiye Ziyareti
29/11/2011

02 Nisan - 07 Mayıs 2010 tarihleri arasında, ABD Büyükelçiliğinin vermiş olduğu destek ile , Freedom House ve NDI tarafından gerçekleştirilen , kurum uzmanlarımızdan Sn. Salim EZER'in kat [ ... ]


article thumbnailAPM İrlanda'da.
10/10/2011

2011 yılında Avrupa Gönüllü Hizmeti programı dahilinde gönderen ve ev sahibi kuruluş olarak akredite olan Alternatif Politikalar Merkezi, 2012 yılında gönüllülük çalışmalarına hız v [ ... ]


Diger Haberler

Son Araştırmalar


images/stories/articles.jpg
26 Ocak 2011

APM video

Bric Ülkeleri ve Hindistan PDF Yazdır e-Posta
Araştırma
Çarşamba, 03 Kasım 2010 18:04

"BRIC ülkeleri Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in ekonomilerini ifade etmek üzere geliştirilmiş bir kısaltmadır. Bu ülkeler 2050 yılına kadar dünyanın en zengin ülkeleri olacaklardır."

 

hindistan

 

“Çalışma, Kocaeli Üniversitesi İ.İ.B.F. İşletme Bölümü  Öğretim Üyesi Alternatif Politikalar Merkezi Akademik Kurul  üyesi olan Doç. Dr. Kenan AYDIN tarafından kaleme alınmış ve Eylül / Ekim 2010 Ankara Sanayi Odası Yayını olan “BÜYÜTEÇ” isimli dergi de yayınlanmıştır.”

BRIC Ülkeleri ve HİNDİSTAN

Bu çalışmada hızlı gelişen pazarlardan birisi olan ve BRIC diye anılan ülkeler grubunun bir üyesi Hindistan ele alınacaktır. Ancak konuya girmeden önce dış ticaretin ülke ekonomisi açısından önemi ile uluslararası ve küresel pazarlama kavramlarına yer verilecektir.

Günümüzde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler,ekonomilerinin istikrar ve başarısı için dış ticaretlerine büyük önem verirler. Bir taraftan ihracatlarını arttırmaya çaba harcarlarken bir taraftan da ithalatları ile ihracatları arasında bir denge kurmaya çalışırlar. Ekonomiden ekonomiye değişmekle beraber ihracatın ithalatı karşılama oranının belirli bir seviyede ve sürdürülebilir olmasını isterler. Dış ticarette istenilen performans ise uluslararası ya da küresel pazarlamanın başarısına bağlıdır.

İşletmeler, değişik nedenlerle pazarlama çabalarını kendi ülkeleri dışında da yapmak durumunda kalabilirler. Dış pazarlar açısından genellikle uluslararası ve küresel pazarlama kavramları kullanılmaktadır. Uluslararası pazarlamanın temel özelliği; her bir pazarın kendine özgü özellikleri olacağı varsayımı ile ayrı ayrı ele alınıp değerlendirilmesi ve buna göre pazarlama karması geliştirilmesidir. Küresel pazarlama ise; tüm kürenin tek bir pazar olarak görülmesi ve tüm pazarlara standart bir pazarlama karması ile ulaşılmaya çalışılmasıdır.

Küreselleşme, iletişim ve ulaşım alanındaki gelişmelere bağlı olarak dünyada fiziki mesafelerin kısalmış olması nedeniyle, tüm dünyada kültürel homojenliğin sağlanacağı varsayımını esas alır. Buna karşı geliştirilen eleştiri ise; küreselleşmenin aynı zamanda yerelleşmeye de yol açtığı ve kültürel farklılıkların daha belirgin bir biçimde ortaya çıktığı yönündedir.

Kısaca, iletişim ve ulaşım alanındaki gelişmelere rağmen kültürel homojenliğin sağlanamadığı gerçeği ile karşı karşıyayız. Kültürel homojenliğin sağlanamaması ve diğer birçok çevresel değişkenin etkisiyle küresel pazarlamanın zorluğu ortadadır. İşte bu nedenle, her bir pazarın kendine özgü özelliklerinin dikkate alınarak her bir pazar için ayrı pazarlama karması geliştirilmesinin daha uygun olacağı düşünülmektedir. Küresel pazarlama standardizasyon, uluslararası pazarlama ise uyarlama ile sembolize edilir.

Geçmişte kendilerini küreselleşme şampiyonu olarak ilan eden McDonald’s ve Coca-Cola gibi firmaların bu düşüncelerinden geri adım attıkları kendi uygulama ve açıklamalarından anlaşılmaktadır. Uzun süre tüm pazarlar için standart ürünler sunduklarını iddia eden söz konusu firmalar başta kültürel olmak üzere birçok değişkeni dikkate alarak uyarlama yapmak zorunda kalmışlardır. McDonald’s’ın tüm pazarlarda sığır etinden hamburger yaparken, Hindistan’da sığırın kutsal sayılması nedeniyle koyun ya da tavuk etinden hamburger yapmak zorunda kalması bilinen en somut örneklerden biridir. Belirtilen nedenlerle her bir pazarın ayrı olarak ele alınıp değerlendirilmesi daha yararlı olacaktır.

BRIC Ülkeleri

BRIC ülkeleri Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in ekonomilerini ifade etmek üzere geliştirilmiş bir kısaltmadır. Bu kısaltma ilk olarak Goldman Sach’ın ekonomi uzmanı Jim O’Neill tarafından 2001 yılında kullanılmıştır. Goldman Sach’a göre bu dört ülke hızlı gelişmeleri sayesinde 2050 yılına kadar dünyanın en zengin ülkeleri olacaklardır.

Bu dört ülke, dünya kara parçasının 1/4’ünden daha fazlasını ve dünya nüfusunun yüzde 40’ından daha çoğunu oluşturmaktadır. Diğer taraftan bu dört ülkenin GSMH’si (Satınalma Gücü Paritesine göre) 15.435 trilyon dolara ulaşmıştır.

 

Esasen Goldman Sach, bu dört ülkenin resmi bir ekonomik ya da ticari blok oluşturabileceklerini iddia etmemektedir. Ancak, bunların bir politik kulüp ya da birlik olabileceklerine işaret etmektedir.

Bu dört ülkenin liderleri 16 Haziran 2009 tarihinde Yekaterinburg’da yaptıkları ilk zirvede; dünyada çok kutuplu bir düzenin kurulması yönünde bir bildirge yayınlamışlardır. Bu dört ülke dünyada en büyük ve en hızlı gelişmekte olan ülkeler arasındadır.

Bu çalışmada, söz konusu dört ülkenin birlikte ve ayrı ayrı ele alınarak değişik yönleri ile tartışılmasına olanak bulunmamaktadır. Ancak, dünyada bu kadar önemli bir ekonomik güç olan ve gelecekte de çok daha önemli bir güç olacağı hatta dünyayı çok kutuplu hale getireceği tartışılan bu dört ülkenin her birinin ayrı ayrı ele alınarak tartışılması gerekir. Bu çalışmamızda da bu dört ülkeden birisi olan Hindistan ele alınarak özellikle pazar potansiyeli ve üretim olanakları, işgücü, pazar fırsatları vb. yönlerine ışık tutulmaya çalışılacaktır.

Bu konuda Gunjan Bagla’nın “21. yy.da Hindistan’da İş Yapmak” isimli kitabı yararlı bir kaynak olarak değerlendirilebilir. Ancak, Hindistan’a ilgi duyabilecek her firma ya da girişimcinin kendi açısından bakarak ayrıntılı bir Pazar araştırması yapması gerekir.

Girişimcilerimizin bu pazardaki fırsatları görmeleri ve derinlemesine incelemeler yaparak bu fırsatlardan yararlanma yollarını belirlemeleri Türkiye ekonomisi için yararlı olacaktır.

Hindistan’da Fırsat Alanları?

Bugün, birçok şirketin genişleme ve gelirlerini arttırabilmeleri için Hindistan’da önemli fırsatlar bulunmaktadır.

Akıllı ve basiretli şirketler için Hindistan bir altın madeni olabilir. Eğer dikkatle bakılır ve doğru planlar yapılırsa beklenmedik birçok alandan para kazanma şansı elde edilebilir. Hindistan’da faaliyetler düşük profilli gerçekleştirilmektedir. Şöyle ki; Batılı şirketler Hindistan’da çok önemli işler yapmalarına karşın medyada gereken ilgiyi görmemektedirler. Örneğin General Electric, 2006 yılında Hindistan’da 3 milyar dolarlık mal ve hizmet satmasına karşın medyada çok az yer alabilmiştir. Ayrıca şirket 2010 hedefini de 8 milyar dolar olarak açıklamıştır.

Hindistan’daki durumu daha iyi algılayabilmek için, imalat, altyapı, tüketim malları ve bilgi tabanlı hizmetler gibi sektörlere bakmak gerekir. Bu sektörlerdeki gelişim eğilimlerinebakıldığında yakın gelecekteki fırsatlar da daha iyi algılanmış olacaktır.

İmalat Sanayii

Japon Bilim Adamları ve Mühendisler Birliği, meşhur Amerikalı yönetim danışmanının ismiyle anılan ve Japon firmalarının kalite konusundaki dönüşümleri için önemli katkı sağlayan çok prestijli Deming Uygulama Ödülleri için

her yıl çok az firmayı seçerler. 1997 yılına kadar “İmalatın Nobel Ödülü” olarak bilinen bu ödülü Hindistan’da bir tek fabrika bile kazanamamıştı. Ancak, bu tarihten sadece 9 yıl sonra çoğu otomotiv sektöründe olmak üzere 16 firma Deming ödüllerini kazandı. Bunlar; Rane Brake, Sundaram Clayton, Krishma Maruti, Rane Engine Valves, Rane TRW, TVS Motors gibi. Esasen Japonya’nın dışında hiçbir ülke bu kadar ödül kazanamamıştı.

Endüstriyel dünya, 10 yıl öncesine kadar Hindistan’ı bir üretim gücü ya da üretim merkezi olarak görmemişti. Ancak, bugün dünya Hindistan’ı üretim destinasyonlarının başında gelen bir yer olarak görmektedir. Kore’nin araba üreticisi Hyundai firması 1996 yılında Hindistan’da üretim yapmaya başladı ve bugün ülkenin ikinci en büyüğüdür.Hyundai, Hindistan’da ürettiği otomobilleri ihraç etmeye başladı. Bu arabaları Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Latin Amerika’ya ihraç etmektedir. Hyundai, 2008 yılında Hindistan’dan 300.000 araba ihraç etmeyi planlamıştı.

Diğer taraftan Hindistan kendi ülkesinde otomotiv sektörünü geliştiren az sayıdaki ülkelerden birisidir. TATA Motor, 2008 yılında Delhi’deki oto fuarında Nano arabasını dünyanın en ucuz arabası olarak sunduğunda dünyanın dikkatini çekmişti. TATA’nın pazara sunduğu üç ayrı modelin tasarımı da tamamen kendisi tarafından yapılmaktadır. Ayrıca, Hindistan, ürettiği akü, radyatör ve diğer otomotiv elemanlarını Kuzey Amerika’ya ihraç etmektedir.

Hindistan’ın endüstriyel üretimindeki değişim sadece otomotiv sektörü ile sınırlı değildir. Toplam endüstriyel üretim 2008’de bir önceki yıla göre yüzde 12,5 oranında artmıştır. Örneğin, küresel ilaç endüstrisinde Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi’nin (FDA) üretim iznini almak hiç kolay değildir. Hindistan, Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi’nden 75 izin almıştır. Bu sayıda izin ABD’nin dışında hiçbir ülkeye verilmemiştir.Bu sayı İtalya’da 55 ve Çin’de 27’dir.

Hindistan’ı daha iyi anlayabilmek için petrol endüstrisine de bakmak gerekir. Hindistan’ın batısında Jamnagar şehrinde 2000 yılında 660.000 varillik günlük üretim kapasitesi ile dünyanın üçüncü en büyük rafinerisi kuruldu. Bu rafinerinin kuruluşunda; inşaat konusunda Bechtel firmasının uzmanlığından yararlanıldı. General Elektric, Foxboro ve Rockwell Otomasyon firmaları diğer ekipmanları sağladı.Rafinerinin sahibi Hindistan’ın en büyük özel sektör firması olan Reliance Endüstri olup, işletilmesi de kendisi tarafından yapılmaktadır. Üç yıldan daha az bir sürede kurulan rafineri 6 yıllık operasyonları sonucunda; Shell ve Hart Energy Publishing tarafından en fazla enerji tasarrufu sağlayan rafineri olarak açıklandı. Rafineriyi desteklemek üzere özel olarak bir liman ve enerji santralı inşa edilmiştir. Reliance şimdi de sözü edilen mevcut rafinerisinin yanına 6,1 milyar dolara dünyanın altıncı en büyük rafinerisini inşa ediyor. Bu iki rafineri Jamnagar’ı dünyanın en büyük petrol rafineri noktası yapacaktır.

Endüstriyel alanda dikkate alınması gereken diğer bir konu da yaklaşık 100 yıllık bir geçmişe sahip olan TATA Çelik’in kendisini dönüştürerek dünyanın en ucuz çelik üretim fabrikasına sahip olmasıdır.

Hindistan’ın endüstriyel alanda patlama yapması başlıca üç tip fırsat getirir;

1. Eğer şirketiniz endüstriyel üreticilere yönelik herhangi bir ürün, ekipman ya da hizmet sunuyorsa, Hindistan’da çok hazır bir pazar olduğunu düşünebilirsiniz.

2. Eğer Hindistan’ın üretim kapasitesinden yararlanmak isterseniz Hindistan’da iyi bir satıcı ya da partner bulabilirsiniz.

3. Hindistan’da kendi fabrikanızı kurarak birçok avantajdan yararlanabilirsiniz.

Savunma Sanayii

Hindistan dünyanın en büyük askeri gücüne sahiptir. 1.1 milyondan daha fazla insan gönüllü olarak askerlik hizmeti yapar. Hindistan, Gayri Safi Milli Hasılası’nın yüzde 2,5’ten fazlasını savunma hizmetlerine harcar. Esas olarak mevcut askeri araç-gereçlerinin büyük bir çoğunluğu, eski Sovyetler Birliği’nden satın alınmıştır. Bunun dışında bazı askeri araçlar da İngiltere, Fransa ve İsveç’ten sağlanmıştır.

Ancak, gelecek geçmişten tamamen farklı olacaktır.

ABD devlet başkanı George W. Bush, terör konusunda uyarıda bulunduğunda; Hindistan ve ABD birbirlerini ortak düşmana karşı müttefik olarak belirlemişlerdi. Hindistan’da askeri uzmanlar Hint Okyanusu’nu Afrika kıyılarından Malaka Boğazı yoluyla geçmeyi stratejik bir hedef olarak belirlemektedirler. Diğer taraftan Merkezi Asya’ya havayolu ile ulaşabilmeyi ve balistik füzelerle bir tehdit oluşturmayı hedeflemektedirler.

Bir yılda 50.000 gemi Malaca Boğazı ve Singapur’un güneyi üzerinden seyrederek dünya çapındaki bütün okyanus ticaretinin üçte birlik kısmını gerçekleştirmiş olacak. Kanal tek bir noktada birkaç mil gibi çok kısa bir mesafeye sahiptir. Bu ticaret için, Hindistan tarafındaki Nicobar adaları önemli bir kontrol noktası olarak düşünülebilir. Bazıları Car Nicobar adasını Hindistan’ın hava taşıma istasyonu ve bu önemli hat üzerindeki gözetleme yeri olarak değerlendirirler.Ekonomik büyüme ve ticaretin artması, Hindistan’ı Pers (İran) Körfezi’nden Doğu Asya’ya kadar olan bu gemi taşımacılığı hattının korunması konusunda isteklendirmektedir.

Eski Sovyetler Birliği’ndeki satıcıların bugün artık Rusya, Ukrayna, Gürcistan gibi ülkelere dağılmış olması nedeniyle Hindistan, jeopolitik gerçekliği dikkate almak durumunda kalmıştır. Böylece Hindistan yönetimi tedarik kaynaklarını genişletme yolunu benimsemiştir. Bunun en iyi kanıtı da İsrail’dir. 1992 yılına kadar Hindistan ve İsrail tam diplomatik ilişkiye bile sahip değildi. 2006 yılına gelindiğinde ise İsrail, Hindistan’ın ikinci en büyük askeri tedarikçisi konumuna gelmiştir. Böylece Hindistan, İsrail’in savunma gereç ve hizmetleri konusunda en büyük müşterisi olmuştur.

ABD, bazı savunma sözleşmelerini kazanabilmek için önemli çabalar harcadı. Bu süreçte önemli anlaşmalar imzalandı. 2002’de Raytheon şirketi ile 150 milyon dolarlık radar sistemleri, 2006’da ABD deniz gücünden 48 milyon dolarlık savaş gemileri, 2007’de Boeing ve Lockheed firmalarından toplam 10,5 milyar dolarlık 126 modern uçak almıştır. Hindistan yakın gelecekte de ağır silahlar, erken uyarı sistemleri, uzun menzilli denizaltılar, gözetleme uçakları, çeşitli helikopterler ve insansız araçlar satın almayı planlamaktadır. Hindistan, önümüzdeki 10 yılda 30-50 milyar dolar arasında bir savunma bütçesi kullanmayı planlamaktadır. Bu pazar, başta batılı ülkeler olmak üzere çoğu gelişmiş ülke için önemli bir kapı olarak görülmektedir.

Altyapı

Günümüz Hindistan’ını gören birçok ziyaretçi, Hindistan’ın altyapısının 21. yüzyıl yerine 19. yüzyıldan ithal edilmiş gibi göründüğünü belirtmektedirler. Şehrin caddelerinde inekler, develer, eşekler, katırlar, atlar ve bazen de fillerin trafikte otomobillerle rekabet ettikleri görülebilmektedir.

Kırsal alanlarda kaldırım taşlı yollar bir lüks olarak görülmektedir. Mumbai’deki yerel trenler aşırı dolu olup, kapıları da güvenlikli değildir. Elektrik santralleri eski teknoloji ile yapılmış ekonomik ömürlerini tamamlamış ve çok sık arıza vermektedirler. Ülkede evlere, işyerlerine ve fabrikalara düzenli ve güvenli bir biçimde elektrik sağlanamamaktadır. Eğitilmiş insanlar şişelenmiş ya da filtrelenmiş su bulamadıklarında şehir şebekesi suyunu içmekten çekinmezler. Büyüyen bir nüfus ve patlayan bir ekonomi de altyapının yetersizliğini arttırmaktadır.

Bu zorluklara bakarak Hindistan’dan vazgeçebileceğiniz gibi bunların her birine bir iş fırsatı olarak da bakabilirsiniz.

Hindistan, başkent Delhi’de dünya çapında bir metro sistemi inşa etmeye karar verdiğinde dünyanın en büyük

altyapı firmalarından biri olan Newyork merkezli Parsons Brinckerhoff firmasından hizmet aldı. Metro tren sisteminin ilk adımı iyi bir operasyon ile planlanandan daha önceki bir tarihte tamamlandı. Delhi’nin; trenleri klimalı ve gösterişli, istasyonları moderndir. Parsons’un üst düzey yöneticisi olan ve yedi yıl ülkesinin dışında Hindistan’da yaşayan John Triplett bağımsız bir danışman olarak Hindistan’ın büyük bir geleceğe sahip olduğuna inandığını söylemektedir.

Delhi Havaalanı’nı geliştirmek, işletmek ve yönetmek amacıyla 2006 yılında 30 yıllık bir sözleşme imzalanmıştır.

Bu sözleşme bir kamu-özel ortaklık yapısında olup, Almanya’nın operasyon konusunda uzman Fraport firması ve havaalanı perakendeciliği konusunda uzman olan Malezya’nın Eraman firması sözleşmeyi birlikte imzalamışlardır. Bu firmaların her biri yüzde 10 paya sahip iken Hindistan’ın GMR altyapı firması yarıdan fazlasını kontrol etmektedir. Hindistan devletinin birimi olan Hindistan Havaalanı Kurumu’nun payı ise yaklaşık yüzde 25 dolayındadır. Havaalanı tamamlandığında yılda 100 milyon yolcuya hizmet verebilecek kapasitede olacaktır. Hindistan’ın diğer bölgelerinde de 20, 30, 40 milyon yolcuya hizmet verebilecek kapasitede havaalanları benzer konsorsiyumlarla inşa edilmektedir.

Tüketici Ürünleri

Nüfusun büyümesi, kişi başına gelirin artması ve orta sınıfın genişlemesi; neredeyse her türlü tüketim ürünleri ya

da hizmetlerin hayal edilmesinde “gerçek bir fırtına” yaratmıştır.Bu nedenle, ister dayanıklı ister dayanıksız ürünler isterse de hizmet satın, şirketiniz gelecekteki 10 yılda çok büyük bir büyüme gösterebilir.

Batılı medyanın her çeşidi Hindistan’ın orta sınıfının düşünce ve beklentilerini etkiler ve yapılandırır. ABD merkezlibir araştırma şirketinin 2002-2005 yılları arasında yaptığı araştırmalarda da çoğu Hintlinin ABD yanında ekonomikbüyüme potansiyeline sahip diğer iki büyük pazar olan Rusya ve Çin’e de olumlu baktıklarını ortaya koymuştur.

Ancak, son dönemde yapılan araştırma bulguları bazı Hint  vatandaşlarının ABD’ye olumsuz baktıklarını ortaya koymuştur.

Bilgi Tabanlı Hizmetler

Hindistan’da iletişim hizmetleri konusunda da önemli fırsatlar görülmektedir. Eğer şirketiniz bilgisayar ya da telefonlar için kullanılacak bir araç ya da hizmete sahipse ve bunu kendi ülkesinde ya da batılı ülkelerde başarılı bir biçimde uyguluyorsa bu büyük pazarda da önemli fırsatlar yakalama şansınız olabilecektir. Bu sürece “offshoring” denilmektedir. Bu süreçte firmalar Hindistan’da şirket kurup şube açabildikleri gibi Hindistan’da kurulu şirketlerden de bu hizmetleri satın alabilirler. Buradaki temel varsayım, bazı mal ve hizmetlerin daha düşük maliyetle elde edilmesi ve rekabet avantajı sağlanmasıdır. Hizmetler konusunda Hindistan çok önemli bir konuma sahipken üretim alanında da Çin benzer konuma sahiptir.

Halen Türkiye’de faaliyet gösteren birçok firma çağrı merkezleri ve yazılımlar konusunda Hindistan’dan yararlanmaktadırlar.Hatta Türkiye’de faaliyet gösteren çok uluslu firmaların bazıları maliyet avantajı yakalamak amacıyla muhasebe işlemlerini bile Hindistan’da yapma yoluna gitmektedirler.

Diğer taraftan Hindistan’ın yazılım konusundaki başarısı artık herkes tarafından bilinmektedir. ABD’deki Silikon Vadisi’nden sonra dünyanın en önemli yazılım merkezlerinden biri Hindistan’dır. 1990’lı yıllarda çok büyük bir ivme kazanan yazılım işi bugün Hindistan’ı dünyada önemli bir merkez haline getirmiştir. Hindistan’ın yazılım konusunda gösterdiği başarı öyküsü incelendiğinde; daha işe başlarken adeta bir seferberlik ilan edildiği ve Başbakan, Başbakanlık Müsteşarı, Bakanlıklar, Belediyeler, Özel sektör, Akademisyenler, yurtiçi ve yurtdışındaki yazılım uzmanları vb. toplumun tüm kesimleri sürece katılmışlardır. Daha başlangıçta Hindistan için bir yol haritası belirlenerek ne kadar zamanda nereye ulaşılacağı ile ilgili hedefler belirlenmiştir.

Gelinen noktada Hindistan, Türkiye’nin ihracatının çok önemli bir bölümü kadar yazılım ihraç edebilmektedir.

Örgün Eğitim ve Beceri Eğitimi

ABD’deki yabancı öğrencilerin büyük bir kısmı Hintlidir. Bu durum iki açıdan önemlidir; birincisi Hintli öğrencilerin gözünde ABD üniversitelerinin marka çekiciliği, diğeri ise Hindistan’ın harcama gücüdür.

Halen yabancı üniversitelerin Hindistan’a girmelerine çok sınırlı bir biçimde izin verilmektedir. Bu nedenle yüz milyonlarca genç eğitime devam edememektedir. Batılı eğitim ve danışmanlık firmaları için çok önemli fırsatlar görülmektedir. On milyonlarca orta sınıf Hintli batılı eğitim ve danışmanlık firmalarından yararlanacaklardır. Bunun için öncelikle yabancı üniversitelerin Hindistan’da yerleşke kurmaları kolaylaştırılmalıdır. Ayrıca bilgi ve beceri eğitimi için eğitim ve danışmanlık firmaları çaba göstermelidirler.

Görüldüğü gibi yabancı şirketler için genişleme ve gelirlerini arttırmaları konusunda birçok boş alan bulunmaktadır.

Kültürlerarası İletişim

Batılı şirketler ve onların yöneticileri kültürlerarası iletişim konusunda çoğu kez hata yaparlar. Çoğu batılı şirket 1980’li ve 90’lı yıllarda Japonya ve Çin’e yoğunlaştılar. Oralarda önemli deneyimler kazandılar. Ancak edindikleri kültürlerarası iletişim deneyimlerinin Hindistan için geçerli olmadığı anlaşılmaktadır.

Konuşulan dilden örnek vermek gerekirse; Hindistan’da İngilizce doğru bir biçimde konuşulur mu?

İlk olarak, konuşulan İngilizcedeki önemli aksan ve diğer farklılıklarının kültürlerarası çatışma yaratma olasılığı bulunmaktadır.

İkincisi, Hindistan’da İngilizce batıda konuşulandan farklıbir biçimde konuşulur.

Üçüncüsü, gıda, giyim, müzik ve sanatta olduğu gibi tutumlar, cinsiyete verilen roller ve iletişim biçimlerinde de etkin bir kültürlerarası iletişim yoktur.

Zaman Kavramı

Zaman kavramı ve algılaması batılılara göre çok farklıdır. Batılılar görüşme zamanlarına çok önem verirler. Örneğin, New York’ta randevuya beş dakika geç kalmak çok büyük bir hata, bir gaf olarak nitelendirilir. Fakat Hintliler randevuya uyma konusunda çok daha rahattırlar. Eğer bir iş görüşmesine on beş dakika geç gitmişseniz insanlar nadiren fark ederler. Bir sosyal etkinliğe tam zamanında giderseniz belki de ilk giden siz olabilirsiniz. Hatta ev sahibi yarım saat geç bile gelebilir. Hintliler bir program yapıp bir takvim belirlediklerinde gerçek bir söz vermiş olmazlar. Bu program sıklıkla değişebilir, kayabilir.

Hiyerarşi ve Güç Mesafesi

Hintlilerin sahip olduğu derin sosyal hiyerarşik düşünce kültürel farklılıkları arttırır. Bilinçaltında kıdem ve yaş yetenekten daha önce gelir. Yaşlılara karşı duyulan saygı nedeniyle çoğu kez düşünceler açık bir biçimde ifade edilemez.

Bir yönetici olarak Hintlilerle çalıştığınızda; Hintlilerin size sürekli iyi haberler vermek, kötü haberleri vermemek gibi bir eğilim içerisinde olduğunu görürsünüz. Kötü haberleri önemsemez ve size de söylemezler. İnsanlar sizin duymak istediğiniz haberleri size söylerler, o konuda gerçekte ne düşündüklerini söylemezler. Bu sorunun üstesinden gelmek için olumsuz haberleri alma konusunda ortam hazırlamalısınız.

Olumsuz haberler konusundaki tavrınız onları rahatlatmalı. Ayrıca doğru haberi alabilmek için resmi ortamların dışında da onlarla birlikte zaman geçirmek ve iletişim kurmak gerekir.

Bir danışmanlık firması olan Parson’un önceki yöneticisi John Triplett Delhi’de 20’si başka ülkelerden gelen gurbetçilerden olmak üzere 160 mühendisten oluşan çok kültürlü bir takımla çalışmıştı.

Triplett, bu süreci “tüm çalışanların takım ruhu ile çalışacaklarını ve ortak sorumluluklar alacaklarını hayal etmiştim. Yanlış yaptığımızda biz hiç kimseyi sorumlu tutmadık, onu suçlamadık. Bu durum başlangıçta Hintlileri şaşırtmıştı. Kısa sürede pozitif tutumun yararı anlaşılmıştı. Takım kısa sürede çözemeyeceği teknik problemin olamayacağına inanmıştı” şeklinde özetlemişti.

Beden Dili

Hintliler nadiren açıkça konuşurlar. Çoğu Asyalı gibi Hintliler de dolaylı iletişimi tercih ederler. Buna rağmen Japon, Çin ya da Korelilerde bu durum farklı biçimlerde gerçekleşmektedir.

Batılılar Hindistan’a ilk gittiklerinde Hintlilerin başlarını sallamalarının çeşitliliğine şaşırmaktadırlar. Çoğu Hintlinin başlarını hızlı bir biçimde soldan sağa doğru birkaç kez sallamaları “hayır” anlamındadır. Buna karşın “evet”in anlamı bölge, konuşmacı ve ortama bağlı olarak değişmektedir.Batı kültüründen etkilenen batıda yaşamış olan Hintlilerin baş sallamaları yaygın bir biçimde batılılar gibi yukarı aşağı biçimindedir. Hindistan’ın Güneyinden olanlar “evet”i birinin burnu ile 8 figürünü yapmaları olarak tanımlarlar.

İşi nedeniyle çok sık olarak Hindistan’a giden ve aynı zamanda bir Hintli ile de evli olan elektrik mühendisi Tim Lenihan, son zamanlarda Washington DC’de bir enstrümantal konserine gittiğini belirterek; “Üstad Amjad Ali Han sunduğu konsere Ali Han’ın iki eski öğrencisi de gelerek ön sıralarda oturmuşlardı. Dinleyiciler mest olmuşlardı. Ön sıralarda sahneye yakın olarak oturan Khan’ın iki öğrencisi ise başlarını yavaşça soldan sağa doğru sallayarak memnuniyetlerini belirtmekteydiler. Ancak, çoğu Amerikalı dinleyici ilk önce bunu öğrencilerin bir soruna işaret ettiklerine bağlamışlardı” demiştir.

Bir grup ABD’li yönetici Yeni Delhi’de üst düzey bürokratlarla iki başarılı toplantı gerçekleştirmişlerdi. Toplantılarda ABD tarafı Hindistan’ın mevcut prosedürleri değiştirmesi ve bu suretle Batılı şirketlerin pazara daha kolay girmesini istiyordu. Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey yöneticisi ABD’li gruba mevcut prosedürü nazik bir biçimde açıklayarak prosedürün değiştirilemeyeceğini ve tekliflerin de bu prosedüre göre yapılmasını istemişti. Ayrıca, Hindistan hükümetinin ihtiyaçlarını ve kaygılarını açıklamıştı.

Daha sonra bakanlıktan üst düzey bir başka bürokratla görüşüldü. Bu bürokratın Amerikan ürünlerinden yararı olacaktı. Görüşmede bir süre sonra konu prosedürlerin değiştirilmesine gelmişti. Bu görüşmede ABD tarafına “lütfen siz politikalarla ilgi istediğiniz değişiklikleri belirtin biz bunlara uygun bir biçimde bakacağız” denilmişti.

İlişkilerde Süreklilik ve Kişilerin Olaydan Daha Önemli Olması

Hindistan’da iş görüşmelerinde ikili ilişkiler ve bunun sürekliliği çok önemlidir. Bir şirket Hindistan’da iş yapmak istiyorsa buna dikkat etmelidir. Hintliler ilk görüşmelerinde size “tekrar ne zaman geleceksiniz” diye sorarlar. Bu soruya bir şekilde olumlu yanıt vermezseniz, Hindistan’da iş yapmayı yeniden düşünmek zorundasınızdır.

İlişkiler, şirketler arasında değil bireyler arasında geliştirilir. Bu yüzden görüşmelerin aynı insanlar tarafından yürütülmesi yararlı olacaktır. Batılı şirketler çoğu kez buna dikkat etmez ve her defasında yeni insanları gönderirler. Bu nedenle de başarısız olurlar. Bunu çok iyi anlayan ve uygulayan şirketlerde vardır. Örneğin, Scott Bayman, General Elektrik firmasının operasyonlarını Hindistan’da on dört yıl yürütmüştür.

Amerikalılar, sorunları konu bağlamında düşünmeye odaklıdırlar. Buna karşın Hintliler insan ve duygu bağlamında düşünme eğilimindedirler. Örneğin, bir projenin yürütülmesi konusunda bir sorunla ya da bir başarısızlıkla karşılaşıldığında; Hint tarafı “Jay” bu işi iyi yapmıyor ya da “Ram” iyi iletişim kuramıyor diye sorunu ortaya koyarlar. ABD tarafı ise; bu iş doğru yapılmıyor ya da biz doğru süreçleri izlemiyoruz derler. Bu konulardaki çözüm, taraflar arasındaki farkları sabırla anlamaya çalışmak ve karşı tarafın sizin gibi düşünmeyebileceğini bilmeye bağlıdır.

Dil

Hindistan’da bir milyarın üzerinde insan yaşamaktadır. Hintlilerin İngilizce bildikleri, konuştukları bilinir. Ancak, Hindistan’da İngilizce konuşan bu kadar insan bulunmamaktadır. Gerçekte çok iyimser bir tahminle İngilizceyi kullananların kelime dağarcıkları 200 sözcüğü bulmaz. Ayrıca, İngilizceyi aksanlı olarak ve Hint diline dönüştürülmüş sözcüklerle kullanırlar. Bu konuda yapılmış bazı çalışmalara göre; Hindistan’da 350 milyon İngilizce kullanıcı ve 100 milyon İngilizce konuşan vardır. Aslında bu büyük bir sayıdır. Ancak, Hintlilerin yüzde 90’ı İngilizceyi akıcı bir biçimde kullanamazlar.

Buna rağmen Hindistan’daki büyük şirketlerde işler İngilizce ile yürütülür. Hintliler İngilizceyi kendi dillerine uygun bir biçimde kullanmaktadırlar. Kullanılan sözcüklerin bazıları Hintçeden bazıları ise yüzyıl öncesinde kullanılan İngilizce sözcüklerden oluşur. Bazı sözcüklere ise Batılıların beklediklerinden daha farklı anlamlar yüklenmiştir. Kısaca “Hindistan’da İngilizce farklıdır” denilmektedir. Yerel terminolojiyi benimsemek ve bir parça Hintçe bilmek işi kolaylaştıracaktır.

İnsan Kaynakları

Batılı çevrelerde insan kaynakları konusunda birçok efsane ve çelişki dile getirilmektedir;

  • Hintliler teknik olarak çok iyi olabilirler, ancak yönetimlerine ya da liderliklerine güvenemezsiniz.
  • Hindistan çok pahalıdır, onun yerine başka ülkelere bakmalısınız.
  • Hintli çalışanların üretim ya da hizmet kalitelerine güvenemezsiniz.
  • Hintliler İngilizce konuşurlar, orada iş yapmakta sorunla karşılaşmazsınız.
  • Hindistan’da işgücü darboğazı vardır ve bu durum onun büyümesini engeller.
  • Hindistan’da aşırı bir işgücü vardır; işsiz ve ümidini kaybetmiş seçmenler politik rahatsızlıklara neden olabilir.

 

Yukarıda belirtilen her bir ifadede bir parça gerçeklik vardır. Ancak, bunlar genelleştirilemez. Bu ifadelerin her biri sizin yanlış adımlar atmanıza neden olabilir. O nedenle doğru karar için pazarın daha iyi incelenmesi ve analiz edilmesi gerekir. Bu konuda aşağıda bazı tespitlere yer verilmektedir.

ABD ve İngiliz ya da diğer batı kökenli şirketler birçok Hintliyi CEO ya da üst düzey yönetici olarak atamışlardır. Dünyanın önde gelen bu şirketlerinde çalışan Hintli yönetici ve liderler oldukça başarılı olmuşlardır.

Hindistan’da çalışanların ücretleri yönünden şirketiniz için bir maliyet avantajı sağlamak istediğinizde dersinize çalışmanız; yani doğru yerde konuşlanıp, doğru yönetici ya da lideri seçmeniz gerekir.

1991 yılına kadar korunan bir iç pazar ve bunaltıcı bürokrasi, yüksek kalitede üretim ve inovasyonu engelledi.

Bugünün Hindistan’ında ise tüm sektörler bir dönüşüm gerçekleştirdi. Rekabet ortamını sağlayacak düzenlemeler sayesinde dünya seviyesine yakın bir üretim ortamı oluşturulmuştur.

Otomotiv üreticileri “Six-Sigma” standartlarını uygulamaktadırlar. Önde gelen sağlık kuruluşları Amerikan kalitesini

sağlayacak durumdadırlar. En iyi oteller çok yüksek hizmet kalitesi sunarlar. Bazı havayollarının sunduğu hizmetler 20 yıldan beri ABD’de görülmemiştir.

İşe yeni alınacak personel çoğu kez üniversite kampüslerinden sağlanılır. Çoğu üniversitenin öğrencileri için işe yerleştirme birimleri vardır. Hindistan’da ücretler gizli değildir. İşe yeni başlayanlar aldıkları ücreti birbirlerine ve çevrelerine söylerler. Bir işçinin annesi diğer işçinin halası ile dedikodu yapar. Birisi yeni işe girdiğinde ya da işini değiştirdiğinde kendisine yeni ücretinin ne olduğu hemen sorulur.

Hindistan’da endüstriye ve uzmanlığa bakılmaksızın yeni birisini işe aldığınızda, en büyük bilgi teknolojisi işverenleri ile rekabet etmek durumunda kalırsınız.

Eğitim

Son yıllarda batılı medya, Hindistan ekonomisinin yapılanmasında önemli rol oynayan önemli eğitim kurumlarını gündeme getirmiştir. 2007’de yedi Hindistan Teknoloji Enstitüsü (IIT), 300.000 başvurudan 4193’ünü üniversitelerine kabul etmişlerdir. Kabul edilme oranı yüzde 1,4 olmuştur. Altı Hindistan Yönetim Enstitüsü ise 191.000 başvurudan 1490 öğrenciyi yüksek lisans programlarına kabul etmiştir. Buradaki seçim oranı ise binde 7’dir. ABD’de ise üst sıralardaki bu enstitülere kabul edilme oranı yüze 9-15 arasındadır.

Görüldüğü gibi Hindistan’da yeterli sayıda teknoloji ve yönetim enstitüsü bulunmamaktadır. Bu durumda ihtiyacınız olan bu tür çalışanları bulabilmek için bu enstitülerin dışındaki seçkin okullara ulaşmanız gerekmektedir.

Çalışan bulma konusundaki diğer bir kaynak da ülke dışında kaliteli eğitim almış öğrencilerin ülkelerine dönmeleridir. Hindistan’da büyümekte olan orta-üst sınıf aileler çocuklarını denizaşırı ülkelerdeki üniversitelere gönderebilme gücüne sahiptirler. Hindistan’dan 70.000’den daha fazla öğrenci sadece ABD’de üniversitelere girmişlerdir. Bu, diğer tüm ülkelerden daha fazladır. Bunun dışında on binlerce öğrenci de üniversite eğitimleri için Kanada, Avustralya, İngiltere ve diğer ülkelere gitmektedirler.

Yaklaşık 10 yıl öncesine kadar Hintliler beyin göçü konusunda endişeliydiler. Parlak zekaya sahip öğrenciler yurtdışına gider ve bir daha dönmezlerdi. Bu eğilim şimdi tersine dönmüştür. Bugün denizaşırı ülkelerde çalışan Hintliler artan bir biçimde kendi ülkelerine dönüyorlar. Bunun temel nedeni, doğal olarak büyüyen ekonomi ve kariyer fırsatlarıdır. Bu durum “beyin kazanma” olarak açıklanmaktadır.

Diğer taraftan ilk ve orta eğitim seviyesinde devletin desteklediği okullar mevcuttur. Devlet tarafından fonlanan okullardaki yetersizlikler özel sektörün bu alana girmesine yol açmıştır. Ancak, bu özel okulların ücretlerini karşılamak da orta sınıf aileler için çok kolay olmamaktadır.

Hindistan’da kamu tarafından sağlanan eğitimin yeterli olmaması ve ihtiyaçları karşılayamaması özel sektörün çalışanlarına iş eğitimi vermeleri gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bugün orta boy ve büyük işletmeler işe yeni aldıkları çalışanlarına gördükleri işe bağlı olarak 4 ila 40 hafta arasında iş eğitimi sağlamaktadırlar. Şirketlerin birçoğu güçlü eğitim departmanları kurmuşlardır ve işe yeni aldıkları elemanlara; gerçek hayata ilişkin senaryolar ve batılı yönetim deneyimlerine dayalı eğitimler verilmektedir.

Ücret Artışları ve Çalışanları İşte Tutma

Gelişmiş serbest pazar ekonomilerinde deneyimli işgücü için iş bulmak kolaydır. Ücretler artış gösterir ve insanlar da sık sık iş değiştirmeye başlarlar. Bu durumda da işten ayrılmalar şirketler için önemli bir sorun olur.

Yapılan araştırmalarda; son yıllarda Hindistan’daki ücret artışları diğer ülkelerden daha hızlı olmuştur. Bunun üç temel nedeni olduğu belirtilmektedir;

  • İlk olarak, 2004 yılına kadar işçilerin ücretleri yılda yüzde 20-25 oranında artmıştır. 2004 yılından sonra ise yıllık yüzde 14-15 oranında artmıştır.
  • İkinci olarak, bu artışlar çok düşük taban ücret seviyeleri üzerine olmuştur.
  • Üçüncü olarak, bu dönemde yüksek seviyede istihdam olmuştur.

Gittikçe artan bir biçimde performansa dayalı ücretlendirme önemli olmaktadır. Performansa dayalı ücretlendirmede; orta seviyedeki yöneticiler için ücretinin yüzde 10-20’sini, üst düzey yöneticiler için de yüzde 25-35’ini oluşturmaktadır.

Maliyetleri kontrol etmek ve çalışanları işte tutmak için şirketler ikinci ve üçüncü derecede gelişmiş şehirleri tercih etmektedirler. Çünkü bu şehirlerde hem ücret hem de gayrimenkul maliyetleri daha düşüktür.

Çalışanların işten ayrılma oranları ortalama yüzde 15-20 dolayındadır. İşe alınan bir çalışana bir başka şirket biraz daha yüksek ücret teklif ettiğinde sizi terk etmeyeceğinin hiçbir garantisi bulunmamaktadır.

Hindistan Pazarı

Hindistan pazarında başarılı olmak için öncelikle sabırlı olmak gerekir. Hindistan’da başarılı bir demokrasi uygulaması vardır ve bazı sorunların çözümü zaman alır. Hindistan, yabancı şirketler için kısa mesafe koşusu değil, bir maratondur. Hindistan pazarının gelişimi devrimsel değil, evrimsel niteliktedir. Gelişmeler ani değil, görece yavaş olmaktadır.

Hindistan’da dil, kültür ve gelir seviyeleri konusunda büyük bir çeşitliliğin olduğunun farkında olmak gerekir. Bu çeşitlilik ve eyaletler arasındaki farklılıklar işletmelerin esnek bir strateji benimsemelerini zorunlu kılar.

Bireysel ürünler için satış modelleri, bölgeden bölgeye, demografik özelliklere, dini uygulamalara, gelire, iklime, dile ve diğer birçok etkene bağlı olarak önemli değişiklikler gösterir. Bu nedenle yerel bir pazarlama deneyimini genelleştirme eğiliminden özellikle kaçınılmalıdır.

Pazar Segmentleri ve Trendler

 

Hindistan, 1,1 milyar nüfus ve 220 milyon hane halkından oluşur. Nüfusun yarısı 25 yaşın altındadır. Nüfusun yüzde 30’u yaklaşık 300 şehir ve kasabada yaşar.

Gayrisafi Yurtiçi Hasıla büyümesi yüzde 9 dolayındadır. Bu durum Hindistan’ı dünyanın ikinci en hızlı büyüyen ekonomisi yapmaktadır.

Büyüme ve kentleşme hareketliliği teşvik etmektedir. Hindistan’da yüzyıllardır ailede birlikte yaşama özelliği bulunmaktaydı. Yetişkin erkek çocuklar evlendiklerinde de aileleri ile birlikte yaşamaya devam ediyor ve çocuklar da birlikte yaşıyorlardı. Bu geleneksel aile yapısı tüm Hindistan’da değişmeye başlamıştır. Buna rağmen Hindistan’daki ailelerin çoğunluğu hala üç nesil aynı çatı altında yaşamaktadır.

Sosyo-Ekonomik Sınıflar

Hintlilerin yaklaşık yirmide biri orta sınıf Amerikan standartlarındadır.Bu oran küçük görünebilir. Ancak bu, yaklaşık 60 milyon insanı ifade etmektedir. Bu grubun çoğunluğu henüz ürün ve hizmetler konusundaki marka tercihlerini netleştirmemişlerdir. Bu durum gelecek vaat eden pazar fırsatlarını göstermektedir.

McKinsey Global Institute, 2007 Mayıs’ında “Altın Kuş” isimli bir çalışma açıkladı. Bu çalışmaya göre 2025 yılına kadar Hindistan’ın yüzde 41’i orta sınıf olacak ve böylece nüfusun 581 milyonu orta sınıf olacak. Diğer taraftan çalışma orta sınıfın toplam tüketimdeki payı 2005’te yüzde 18 iken 2025 yılında yüzde 59 olacak. Ayrıca, raporun muhafazakar bir yaklaşımı esas aldığını, böylece bunun gerçekleşmesinin büyük bir olasılık olduğu söylenebilir.

Üst sınıflar medyada hak ettiklerinden daha fazla yer almaktadırlar.

Hindistan’da orta sınıfın üzerinde 4 milyondan daha az bir grup olduğu belirtilmektedir. Bunlar, dünyanın değişik yerlerine seyahat edebilmekte, lüks arabalar satın alabilmektedir. Ayrıca markalı giyim ürünleri ve gelişmiş elektronik ürünler alabilmekte, kendilerine ait birden çok evleri vardır.

Merrill Lynch’in raporuna göre 1 milyon dolardan fazla servete sahip olan Hintliler her yıl yüzde 20 oranında artmaktadır. Bunların sayıları 100.000’den fazladır. Ayrıca, bu sayılar yer altı ekonomisinin değerlerini içermemektedir. 2008 yılında Forbes Dergisi’nin açıklamasına göre; Japonya’da 24 ve Çin’de 30 milyarder olmasına karşın Hindistan 52 milyardere sahiptir.

Michigan Üniversitesi İşletme Okulu’ndan Prof. Prahalad’ın çalışmasında Hindistan’da gelir piramidinin alt kısmında olanların gelirlerinin satın alma gücü paritesine göre 1500 dolar dolayında olduğu belirtilmektedir. Rapora göre çok uluslu firmalar bu alt gelir grubunun ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde yenilikçi hizmet ve ürünleri uygun fiyat ve uygun dağıtım kanalları ile sunabilirlerse bu pazar potansiyelini değerlendirmiş olurlar. Bu pazar tüm dünyada 4 milyar iken sadece Hindistan’da 700 milyon dolayındadır.

Komşu Bangladesh’deki Grameen Bank’ın başarılı uygulamasından esinlenilerek Hindistan’da da kentsel ve kırsal alanda yaşayan alt gelir gruplarına yönelik olarak mikrofinansman uygulamasına başlanılacağı belirtilmektedir.

Sonuç

Yukarıda Hindistan ekonomisinin değişik sektörlerinden kesitler verilmeye çalışılmıştır. Üretim, sanayi, savunma,iletişim, deniz taşımacılığı, eğitim, insan gücü, pazar potansiyeli ve tüketici özellikleri vb. Bu bilgiler sadece bir hedef göstermek içindir. Bu pazardan yararlanmayı düşünen girişimciler doğal olarak pazarla ilgili sosyal, ekonomik vb. araştırmalar yapmalıdırlar. Ancak, girişimcilerimiz satır aralarına dikkatle baktıklarında kendileri için iş fırsatları olduğunu göreceklerdir. Türkiye için dış ticaretin ve özellikle de ihracatın bu kadar önemli olduğu dikkate alınırsa gelişmekte olan bir pazar olarak değerlendirilen Hindistan pazarının önemi de daha iyi anlaşılacaktır.

Pazarlama prensipleri her yerde aynı olmakla beraber uygulamalar pazardan pazara değişebilmektedir. Hindistan için de kendi öznel koşulları dikkate alınarak pazarlama kararları geliştirilmelidir. Eğer pazardaki farklılıklara dikkat edilmezse başarısızlık kaçınılmaz olur. Pazar dikkate alınarak pazarlama karması geliştirildiğinde ise çok büyük bir potansiyel olduğu açıktır. Ayrıca, tüketicilerin henüz ürün ve marka tercihleri tam olarak oturmadığından tüketici pazarına ilk girecek olanların avantajı da büyük olacaktır.

Üretim ve tüketim üzerinde sosyo-kültürel öğeler önemli bir etkiye sahiptir. Bu öğeler insanların yaşam tarzları, eğitimleri, dinsel inanışları, dillerindeki farklılıklar, teknolojiye yatkınlıklar, demografik ve ekonomik özellikler vb.’dir. Diğer taraftan coğrafya, altyapı, hukuk, rekabet, teknoloji gibi çevresel değişkenler de pazarlama üzerinde etkilidir. Hindistan’da olan hemen hemen her şeyin Hindistan bağlamında bir açıklaması vardır. Onlar, iyi ya da kötü değil, sadece Hindistan’a aittir. Esasen kültürün de iyisi kötüsü olmaz. Pazarlamacı pazarın kültürel özelliklerini bilmeli ve ona göre kararlarını alabilmelidir. Hindistan’ın en büyük varlığı onun insan potansiyelidir. Doğal olarak nasıl kullanılacağını bilmek gerekir. Hindistan’da işe uygun insanları bulmak ve bunları işletmede tutabilmek önemli bir sorundur. Batılı şirketler çalışanlarına uluslar arası  kariyer fırsatları vaat ederek bunu aşmaya çalışmaktadırlar.

 

Kaynakça:

Gunjan Bagla, Doing Business In 21 st Century India, Hachette Book Group, 2008, USA.

McKinsey Global Institute, “The Bird of Gold”: The Rise of İndia’s Consumer Market,”May 2007, http://www.mckinsey.com/mgi/publication/india_consumer_market/index.asp

Prahalad, C. K. The Fortune at The Bottom of Pyramid: Eradicating poverty Through Profits. Warton School Publishing,2005.

http://en.wikipedia.org/wiki/BRIC

 

Çalışma, Kocaeli Üniversitesi İ.İ.B.F. İşletme Bölümü  Öğretim Üyesi Alternatif Politikalar Merkezi Akademik Kurul  üyesi olan Doç. Dr. Kenan AYDIN tarafından kaleme alınmış ve Eylül / Ekim 2010 Ankara Sanayi Odası Yayını olan “BÜYÜTEÇ” isimli dergi de yayınlanmıştır.

 

Beğendiniz mi ?

Facebook da Paylaş

Bu içeriği beğenenler

APM E-Bülten

Dış politika analizleri, gündemdeki konular hakkında APM uzmanlarının hazırladığı çalışmalara ilk ulaşan siz olmak ister misiniz?

İsminiz:

E-Posta:

Bizi Takip Edin

facebook twitter


© Alternatif Politikalar Merkezi. Tüm Hakları Saklıdır.