APM'den Haberler
24/08/2010 Amerika Türk Dernekleri Kurulu (Assembly of Turkish American Associations - ATAA) Başkanı Günay EVINCH (ÖVÜNÇ), 20 Ağustos Cuma günü derneğimize bir nezaket ziyaretinde bulunmuştur. Alt [ ... ] |
02/06/2010 Alternatif Politikalar Merkezi Başkanı Dr. Mahmut KOÇAK, 2-5 Haziran 2010 tarihleri arasında, İngiltere’nin başkenti Londra’ya bir çalışma ziyareti gerçekleştirecektir. Bu ziyaret s [ ... ] |
10/05/2010 T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından 06 Mayıs 2010’da, 26 Ocak 2010 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen “Asya’nın Kalbi’nde Dostluk ve İşbirliği için İstanbul Zirvesi” n [ ... ] |
| Diger Haberler |
Bilgi Merkezi - Başlıklar
APM video
| Afganistan Seçimleri Öncesi Bir Değerlendirme |
|
|
|
| Araştırma | ||||
| Çarşamba, 12 Ağustos 2009 13:37 | ||||
|
BORU HATLARI YÜZYILI VE ABD’NİN BÜYÜK ORTA ASYA PROJESİ; Enerji perspektifi olmadan Avrasya coğrafyasında hiçbir konuya açıklık getiremeyeceğimiz gibi Afganistan’ın konumunu gözden geçirmeden de önemini algılayamayız. Afganistan; Çin, Rusya, Pakistan ve Hindistan içeren dört nükleer güç bölgesinde bulunmaktadır. Coğrafi olarak Orta Asya’yı Güney Asya’ya bağlayan tek geçiş koridorudur.
Bu konferansta, kara ve hava yollarının birleştirilmesi ile enerji hatları ve finans sektöründeki bütünleşmenin sağlanması önerilmiştir. Enerji bütünleşmesi için Boucher; “Biz, Güney Asyalılara hızla büyüyen Orta Asya enerji pazarından, yani Kazakistan ve Türkmenistan’ın doğalgaz ve petrol pazarından, Özbekistan’ın termal tesislerinden ve Tacikistan’ın, Kırgızistan’ın su tesislerinden yararlanma fırsatını sunmak istiyoruz.” açıklamasıyla ABD’nin önümüzdeki dönemde, Orta Asya enerji kaynaklarının Afganistan üzerinden Güney Asya’ya; oradan da Hint Okyanusu’na çıkarılmasını öngören projelere yöneleceğini işaret etmiştir. Türkmenistan doğalgazını Afganistan ve Pakistan üzerinden Hint Okyanusu’na taşıyacak olan Trans-Afgan Boru Hattı Afganistan, Herat tan, Nimruz ve Helmand bölgeleri yarılarak geçecektir. Burası Taliban ve El kaide’nin egemenlik alanıdır. Aynı zamanda Obama’nın inşa etmeye çalıştığı yeni mega üssün bulunduğu Deşt-i Merg “ölüm çölü” bölgesidir. Boru hattının Hindistan’a kadar uzaması Hindistan’ı, Güney Asya ve Orta Asya enerji bütünleşmesi sürecine dahil edecektir. Bu proje Afganistan’ın enerji ihtiyacını karşılarken, Afganistan’a Orta ve Güney Asya arasında koridor misyonu yükleyecektir. Güney Asya’da Hindistan ve Pakistan’ın giderek artan enerji açığı karşısında Orta Asya devletlerinin sahip olduğu enerji kaynakları, iki bölgenin entegrasyonuna oldukça uygun bir zemin hazırlamaktadır. Türkiye olarak burada dikkat etmemiz gereken, BOAP çerçevesinde ABD’nin, Trans Hazar ve Türkmenistan-Azerbaycan Doğalgaz Boru hatlarını destekleyeceğini açıklamasıdır. Konu bu bağlamda ele alındığında Güney Kafkasya’nın da BOAP ‘nin bir parçası olacağı düşünülmektedir. Güney Asya’nın enerji ihtiyacını karşılamak için Orta Asya ile bütünleşmesi İran’ı ve Rusya’yı sınırlamak anlamına gelmektedir. Bu Orta Asya ülkelerinin Rusya’ya bağlılığını ve bağımlılığını azaltacağı gibi Asya enerji pazarında oluşabilecek Rusya–İran tekeline de darbe vuracaktır. Hindistan ve Pakistan gibi devletlerin İran doğalgazına bağımlılığını da azaltacaktır. ABD’nin Orta Asya ve Güney Asya halklarını yakınlaştırma ve geleceğe yönelik ortak kültür veya kimlik oluşturma çabaları da son derece dikkat çekicidir. Bu iki bölge halkının ortak kültüre ve ortak tarihe sahip olduğunu, her iki bölgenin güvenliklerine yönelik tehditlerin de ortak olduğunu dile getiren Boucher; söz konusu tehditlerin ancak ortak entegrasyon kurularak yenilebileceğini ileri sürmektedir. Objektif olarak değerlendirirsek, Orta ve Güney Asya’nın coğrafi bütünlük oluşturması, ortak gelecek, ortak kimlik veya ortak kültür yaratmak için yeterli değildir. Bu bölgelerin kültürü ve geçmişi iddia edildiği gibi aynı değildir. Boucher, Orta ve Güney Asya arasında ticari-ekonomik bütünleşmeyi sağlamak ve insani ilişkileri kuvvetlendirerek bölgeyi istikrarlı bir yapıya kavuşturmak için kara yolu bağlantısının güçlendirilmesinin şart olduğunu belirtip, Alma Ata’dan başlayarak Pakistan’ın Karaçi kentine kadar uzanacak olan kara yolu uzantısına ve Orta Asya’yı Güney Asya ve Hint Okyanusu’na bağlayacak yola dikkat çekmiştir. Fakat Orta Asya ülkelerinin kendi aralarındaki geçişlerde yaşanan bürokratik engeller, yolsuzluklar ve güvenlik sıkıntıları ulaşım maliyetini yükseltmektedir. Bu engelleri aşmak için serbest ticaret bölgesi kurulması gerekmektedir. Güney–kuzey kara yolunun gelişmesi Türkiye’nin de Orta Asya ile bağlantısı açısından önemli olan doğu-batı yolunun etkinliğini azaltabilir. Görüldüğü gibi ABD, BOAP ile Orta Asya’yı Rusya, İran, Çin ekseninden çıkarmayı hedeflemektedir. İki bölgenin bütünleşmesi için temel koşul bölge halklarının birbirlerini benimsemeleridir. Bölge devletleri arasında siyasal sistem ve rejim farklılıkları bulunması, iddia edilenin tersine ortak tarih ve ekonomik bağlantıların bulunmaması, Güney ve Orta Asya arasında kültürel bütünleşmeyi engellemektedir. Yine entegrasyonunun önünde Pakistan-Hindistan arasında uzun yıllardır varlığını koruyan Keşmir gibi büyük bir sorun bulunmaktadır. Güney Asya’da sorunlar çözülmeden bölgesel bir ekonomik bütünleşmenin sağlanması zordur. Ayrıca böyle bir bütünleşme için ülke içi reformlar gerekmektedir. Her iki bölgede yer alan ülkelerin hemen hepsi iç istikrardan yoksundur. Bunun yanında söz konusu ülkelerin yine neredeyse tamamının uyuşturucu, insan ve silah kaçakçılığı, organize suç örgütleri, terörist gruplaşmalar ve radikal dini eğilimler gibi bölgesel anlamda ortak güvenlik tehditleri bulunmaktadır. 2001 yılının sonbaharında Afganistan’ın istilası başlarında ABD’nin o zamanki Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in Karzai, Müşerref ve Türkmenistan Başkanı Niyazov’un imzaladıkları bir antlaşma ile Orta Asya’dan Güney Asya’ya uzanan boru hatları projesi, proje olmaktan çıkmış ve resmileştirilmiştir. Bu doyurucu bilgiden sonra görülecek ki, projenin başarılabilmesi bölgenin istikrarından geçmektedir. Güvenliğin sağlanması, huzurun tesis edilmesi gerekir. Radikal Taliban gurupları ve El kaidenin etkisizleştirilmesi temel ödev olmuştur. Taliban’ın tamamı El-Kaide’nin destekçisi değildir. Taliban içinde Terörü desteklemeyen guruplar vardır. 20 Ağustos seçimleri sonrasında tüm kaynakların seferber edileceği konu şimdiden bellidir. El Kaide’ye yataklık yapan radikal Taliban odaklarıdır. Terörle mücadelenin terörist odakları susturma ve etkisiz hale getirme safhasında yerel güçlerden yararlanılmakla birlikte, yeterli desteğin kazanıldığı düşünülemez. Yerel desteği ancak yerelin güvenilen, güçlü ve konusunda uzman kişileri kazanabilir. Mutlaka bu kabiliyetlerden istifade edilmelidir. Kültürel yapıyı bilen, coğrafya bilgisinin yanında terörle mücadele konusunda tecrübeli bu yerel isimlerin önce güvenlik, sonra güvenliğin kalıcı olması, sonra da ülkenin normalleşmesi ve gelişmesi konularında farklı görevler üstlenebilecekleri göz ardı edilmemelidir. Bu yerel güçlü isimler NATO ile birlikte bu mücadeleyi vermeye de hazır görünmektedirler. İç çekişmeler, bölgenin hassasiyeti göz önüne alınarak bir kenara bırakılmalıdır. Önemli olan Afganistan’ın toprak bütünlüğü içinde istikrarının sağlanmasıdır. Terörle mücadele ederken insan hakları konusunda hassasiyet elden bırakılmamalıdır. Ancak insan hakları diyenlerin samimiyetini de sorgulamak gerekmektedir. Terörist haklarını savunan odaklara da itibar etmemek gerekmektedir. Bu tür odakların Afganistan da huzuru ve güvenliği geciktirmek adına, hatta bölgede menfaati olan başka ülkelerin desteklemeleri ile de bu tür faaliyetler yürütebilecekleri unutulmamalıdır. Afganistan Seçimleri önemli bir fırsat sunmaktadır. Bu fırsat Afganistan’ı oluşturan etnik yapıların seçimlerden bir bütün olarak çıkmasıdır. Çekilen sıkıntılardan herkes ders çıkarmıştır. Başkan Karzai’nin olumsuzluklara rağmen yeniden kazanacağına kesin gözü ile bakan bölge uzmanları şimdiden seçim sonrası planlara yoğunlaşmışlardır. Karzai ile ittifak yaparak seçime giren Cünbüş-ü Milli İslami Partisi ve onun manevi lideri Rasit Dostum’la görüş alışverişini hızlandırmaları, seçimin rahat geçmesi akabinde de Afganistan’ın geleceği başta güvenlik olmak üzere, ilerleme ve kalkınması açısından da önemli bir gelişmedir. Yakın Geçmişte (2001) Taliban güçleriyle yapılan mücadelede ittifak kuvvetlerinin en büyük stratejik ortağı olan Dostum’dan uzak durulmamalı, terörle mücadelede 30 yılı aşan askeri tecrübesinden istifade edilmelidir. Ayrıca Dostum güçlü bir siyasi kimliğe de sahiptir. Bölgede yaşayan Özbek,Türkmen ve Hazaralar’ın büyük çoğunluğunun desteği bazı yerlerde yazılanların aksine Dostum’la beraberdir. Seçime kısa zaman kala Başkan adaylarından Eşref Gani ile Karzai’nin ittifak yapmış olması uzlaşma zeminin kurulduğunun en büyük göstergesidir. Bu ittifaktan Afganistan’ın büyük çoğunluğunu oluşturan “Peştunların desteği” Karzai etrafında toplanmıştır mesajı çıkar. Burada önemli bir konuda diğer etnik bileşen Taciklerin durumu dur. Tacikler bürokraside başarılı olmuşlardır. Hakim demek istemiyorum ama Afgan otoritesinde bürokraside bir hayli güçlü olduklarını belirtmek istiyorum. Karzai’nin seçime çok yaklaştığımız bu günlerde bir “Tacik Açılımı” ile seçimi daha da kolay alacağı fikrindeyim. Tacik Açılımından, Tacik kanaat önderleri ile başlatabileceği görüş alış-verişini ve güven inşasını kastediyorum. Afganistan’ın bütünlüğünü gerçekleştirmek ve topyekün bir kalkınma hamlesi başlatmak konusundaki önyargıları aşmış görünen ve düşünce ve eylemlerini bu konuda yoğunlaştıran Afgan yönetiminin yeni dönemde daha başarılı olacağı kanaatindeyim. Seçime giderken bu süreci gören Radikal Taliban güçleri ve El Kaide, terörü tırmandırabilir ama bu atakları sonuçsuz çırpınışlar olarak değerlendiriyorum. Bu terörist ataklar sadece süreci baltalama teşebbüsleri olarak kalacaktır. Karzai’nin hem yerel güçlü isimler, hem de halkın desteği ile bu büyük görevi, bir dönem daha üstleneceği anlaşılmaktadır. Bu görevde Karzai’ye büyük sorumluluklar düşmekle birlikte bu süreci yönetmenin kolay olmadığını belirtmeliyim. Devleti yeniden inşa etmek kolay iş değildir. Özellikle kurumların oluşturulması bir hayli zaman alacaktır. Sabırla, bıkmadan usanmadan, çalışmak gerekir. Afganistan’ı yeniden yapılandırmada daha fazla destek vermek terörle mücadele konusunda samimi olan tüm ülkelerin görevidir. Türkiye’nin her dönemde olduğu gibi önümüzdeki süreçte de dost ve kardeş Afgan halkının yanında olması beklenir. Bilindiği gibi iktidarda hangi siyasi parti veya partiler bulunursa bulunsun Türk Hükümetlerinin Afganistan Politikalarında bir değişme olmadığı söylenebilir. Dünyada siyasi projelerin ekonomik projeler tarafından yönlendirildiğini söylemek yanlış bir tespit olmaz. Bu nedenle kapsamlı ekonomik projelere karşı çıkabilmek kolay değildir. Günümüz dünyasının talepleri terörden uzak huzur içinde yaşamayı hedeflemektedir. Başka bir deyişle dünyamız her zamankinden daha çok huzur aramaktadır. Afganistan açısından da durum farklı değildir. Yıllardan beri acı çeken gözyaşı döken bölge insanları biran evvel huzura kavuşmak istemektedir.
|
||||






ABD’nin Büyük Orta Asya Projesi’nden bahsederek konuya girmek istiyorum. BOAP ile BOP birlikte değerlendirildiğinde dünyada olup biteni daha iyi algılayabileceğiz. Bu proje ilk defa ABD Dış İşleri Bakanlığı Orta Asya ve Güney Asya Bürosu sorumlusu Richard Boucher’ın 26 Nisan 2006 tarihinde yapmış olduğu konuşmasında dile getirilmiştir. Proje, Afganistan’ın konumunu kuvvetlendirmek, Orta ve Güney Asya arasında güçlü bağlantılar kurmak ve bölge insanları arasında ki ilişkileri geliştirmek olarak özetlenebilir. Kabil’de düzenlenen, “Büyük Orta Asya’da İşbirliği, Ticaret ve Kalkınma” konulu konferansta, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Afganistan yer alırken, Pakistan ve Hindistan arasında işbirliğinin güçlendirilmesinin yolları araştırılmıştır. Konferansta konuşan Boucher; “Bir takım stratejik ve tarihi nedenlerle Orta Asya Bölgesi herkes için önemlidir. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bu bölge ile ilgili çeşitli tanımlamalar yapıldı. Eski Sovyetler Birliği üyesi ülkeler, Bağımsız Devletler Topluluğu veya Yeni Bağımsız Devletler gibi. Ama şimdi bu bölge için, güney dostlarıyla birlikte durabileceği sağlam bir yer bulduk ve bu bölge kimsenin eskisi değil ve kimseye de bağımlı olmayacaktır. Bölge, kendine yeterli, stratejik bir bölge olacaktır.”diyerek bir yol haritası ortaya koymuştur.