APM ?

APM'den Haberler

article thumbnailYUİK Apm'yi Ziyaret Etti
18/01/2012

  Alternatif Politikalar Merkezi, sadece geleceğin sahipleri olarak değil bugünün paydaşları olarak gördüğümüz gençlere, kendilerini  geliştirebilecek ve ifade edebilecek platformlar s [ ... ]


article thumbnailABD'li Heyetin Türkiye Ziyareti
29/11/2011

02 Nisan - 07 Mayıs 2010 tarihleri arasında, ABD Büyükelçiliğinin vermiş olduğu destek ile , Freedom House ve NDI tarafından gerçekleştirilen , kurum uzmanlarımızdan Sn. Salim EZER'in kat [ ... ]


article thumbnailAPM İrlanda'da.
10/10/2011

2011 yılında Avrupa Gönüllü Hizmeti programı dahilinde gönderen ve ev sahibi kuruluş olarak akredite olan Alternatif Politikalar Merkezi, 2012 yılında gönüllülük çalışmalarına hız v [ ... ]


Diger Haberler

Son Araştırmalar


hindistan.jpg
03 Kasım 2010
images/stories/articles.jpg
26 Ocak 2011

APM video

Türkiyede Parti Değiştirme Olgusu. PDF Yazdır e-Posta
Araştırma
Salı, 07 Temmuz 2009 17:43

Parlamentomuzda partiler arası hareketlilik çok partili hayata geçişimizden itibaren çok sık görülen bir olaydır.

1945'te Faruk Köprülü, Adnan Menderes ve Celal Bayar bir parti kurup oraya geçmiş olmasaydı belki de Türkiye'deki çok partili hayatın gerçekleşmesi açısından bu kadar kolaylıkla bir adım atılmış olmayacaktı. Fakat milletvekillerinin parti değiştirme olayının olağandan farklı olduğunu belirtmem lazım. Aslında, parti değiştirme Türk parlamentosuna has bir olay değil ancak aynı sıklık görülen bir olay da değil dünya parlamentolarına bakıldığı zaman. İngiltere'de Liberal Demokratik Parti oluşumunda, İşçi Partisi'nden aday olanların adaylığını bir sonraki seçimlerde başka birtakım partilerden koymak şeklinde olmamıştır. Türkiye'ye baktığımız zaman 1946 - 1950 yılları arasında parlamento üyelerinin %8'i, 50 - 54 - 57 arasında yine %8 oranında milletvekili partisini değiştirmiştir. 50 - 60 arasında bir değiştirme olmamıştır. 61 -65 arasında %22, 65 - 69 %21, 69 - 73 arasında %23'ü parti değiştirmiştir. 73 - 77 arasında %10'a gerilerken, 77 - 80 arasında %6'ya kadar inmiştir. 83 - 87 arasında 184 milletvekili partisini değiştirmiş, 87 - 91 arasında 177, 91 - 95 arasında 260 milletvekili, 95 - 98 arasında 118, 99 - 02 arasında 39 milletvekili seçildikleri partiden başka bir partiye geçmişlerdir. 2002'den sonra da bu hareketlilik devam etmekle birlikte, sayısal bakımdan geçmiş oranlara varmamaktadır. Bu oranlar başka ülkelerle kıyaslanmayacak kadar büyüktür. Askeri müdahaleler sonucu sarsılan yönetimin tekrar yerine oturmasıyla ilgili parti değişiklikleridir bunlar.

Parti değiştirme iki farklı olgu olarak karşımıza çıkıyor. İlki bireysel parti değiştirme. İkincisi ise grup halinde parti değiştirme olayıdır. Topluca hareket muhtelif sebeplerden ortaya çıkıyor. Bir parti içinde muhalif grubun zincirleme olarak ayrılmasıyla başlıyor. Aslında bu birlikte hareket eden grubun ayrılması ve sonucunda başka bir partiye geçişidir. Bu hareketin başlangıcı Demokrat Parti'de baş göstermiştir. Cumhuriyetçi Güven Partisi de CHP'den ayrılma sonucu ona geçmeler ortaya çıkmıştır. Bazı durumlarda bir partinin tabanı kalmaması nedeniyle başka bir partiye geçişden olmuştur. Bu ilk defa 1984'te yaşanmıştır. 84 seçimlerinde toplumsal tabanı olmayan partiler ve parlamentoda temsilcisi olan ancak tabanı olmayan partiler oldu. Toplumsal tabanı olmayan parti olmaz. Halkçı Parti sonradan SODEP'e doğru kaydı, Milliyetçi Demokrasi Partisi de dağıldı ve ANAP ve MHP'ye yöneldi. Tabanı olanlar temsilci kazandı, olmayanlar da temsil kazandı. Esas itibariyle 1960'dan sonra Demokrat Parti'nin mirasına sahip olanlar ortaya çıkmıştır. Adalet Partisi'ne kayışlar oldu. Halkçı Parti ile SODEP birleşmişti sonradan bu partiler SHP'yi oluşturdular ve daha sonra SHP CHP ile birleşti. Seçim nedeniyle barajı geçemeyecek partilerin de seçim kazanacak partilere yamaması partiler içi hareketi oluşturur. ANAP, BBP'nin oylarını aldı ve kendi partilerine alarak ANAP listelerine girdiler. Mazbataları alınca da %10 barajını aşarak meclise girme imkanı buldular. Partilerin kapatılması nedeniyle de kurulan ve aynı siyasi geleneği sürdüren FP, RP, SP, bunun örnekleridir. Bir de bireysel davranış olarak parti değiştirme var. Tekil ve sadece çıkar olayı değil. Kamuoyunda en fazla bilinen, bireysel parti değiştirmenin teşviklerden kaynaklanmasıdır. Milletvekili dokunulmazlığının da olduğu ortamda bazı milletvekillerinin belli takibata uğrayacakları konuları sürüncemede bırakmak için iktidar partilerine yamandıkları konusu da vardır ama bu tabi ki ispatlanamaz.

Bakan olmak için de parti değiştirmek söz konusudur. Ecevit hükümetinin 1978'de 11 milletvekilinin10'u bakan oldu, biri bakan olmak istemedi.

Bunun dışında aslında parti yönetimiyle çok ciddi fikir ayrılıklarına düşerek de ayrılanlar da var. İlginç başka sebepler de var. Grup kurmak için bir başka partiye vekil vermek de var. Bunun dışında bir kişinin tekrar aynı partiden aday yapılmayacağının kesinleşmesi durumunda milletvekilleri parti değişikliğine başvurabiliyorlar. Seçim bölgelerindeki huzursuzluklar da parti değiştirmeye neden olabiliyor. Patolojik parti değiştirenler de var. DSP'de başlayıp, bağımsız olup, DYP'ye, MHP'ye ve en son bağımsız olanlar da vardır. Parti değiştirmenin çok değişik olaylar ve ortamlarda gerçekleşebileceğine işaret etmiş oluyoruz. Mutlaka olumsuz bir yanıt alacaksınız bu parti değiştirenlerden. Çıkar karşılığı parti değiştirenler ile milletvekillerine karşı duyulan nezaketsizlikten kaynaklanıyor. Milletvekilleri, politikacılar kamuoyunun en fazla güvendiği kadrolar arasında yer almıyorlar. Tek tek siyasetle iştigal eden kadrolara karşı güven beslenmiyor. Parti değiştirme sonucunda temsil hakkının ihlal edildiğine dair görüşler de ileri sürülüyor. Menfaat karşılığı parti değiştirme olmuştur. Fakat temsil işi üzerinde düşünmek gerekir.

Oy verenlerin fikri sabit kalıyor da parti değiştiren sadece milletvekilleri mi? Bir insanı seçtiğimiz zaman ne maksatla seçiyoruz bunu düşünmek gerekir. Biz seçmenlerin, her konuda verdiği bir talimat yok. Genelde milletvekilleri disiplinli bir ortamda partilerinin çizgisini izlerler seçmenden bir şey beklemezler. Ancak milletvekilleri, seçildiği yerin seçmeninden gelen fikirleri de kürsüde dile getirmektedirler. Bir milletvekili çok somut belirgin bir çıkar söz konusu olduğu zaman seçmeninin talimatını öne alabilir ama genelde partisinin talimatıyla hareket etmektedir. Seçmen de sık sık düşüncesini değiştirebilmektedir. Partisini de değiştirmektedir. Bazen sizin seçildiğiniz parti öyle işler yapabilir ki demokrasinin kendi kurallarını, ahlak kurallarını ihlal edebilir. Dolayısıyla sizin partiyi bırakmanız böyle de olabilir. Seçmene ihanet şeklinde algılanması da, inandırıcılığı çok da güçlü olmayan bir inancı gerçekleştirmektedir. Anayasa'da da milletvekilleri 80 ve 81'nci madde tüm Türk milletini temsil ederler. Parti değiştirmenin kendisi temel anlayışı ihlal etmek anlamına gelmiyor, parti değiştirmenin siyasal etkisi genelde olumludur. Bu imkanlar olmasaydı biz çok sıkıntı çekerdik. Çünkü olumsuz çağrışımlar genelde 83 -70 arasına sıkışmış dönemdeki az sayıda olaydan kaynaklanan olumsuz bir değerlendirme var. 1946'da parti değiştirme olmasaydı, Türkiye'de parti değiştirme çok güç olacaktı. 1961'de parti değiştirme önüne büyük engeller konulmuş olsaydı, siyasi hayatın yeniden bütünleşmesi çok zor olacaktı. 1983 sonrası parti değiştirme olmasaydı gayri tabii bir siyasi sistemin vermiş olduğu sıkıntı devam edecekti. Dolayısıyla bir siyasi hareketlilik siyasi istikrarımıza katkı sağlayan bir ayarlama mekanizması olarak değerlendirmemiz daha doğru olacaktır. Buna karşılık bireysel olayların da hafızalarda yer etmesiyle 1982 anayasasında parti değiştirmeyi zorlaştıran bazı hükümler yer almıştı. Parti değiştirenlere karşı oldukça ağır siyasi yaptırımlar getiriliyordu. Parti değiştirme sayesindedir ki askeri yönetimden sivil yönetime geçen bir tabi süreç ortaya çıkmıştır.

Demokrasi içinde çare tükenmeyeceği için yaratıcı çözümler de ortaya çıkmıştır. Hülle partileri kurulmuştur. Bunun dışında partiyi fesh etme, partilerin birleşmesi ve buna benzer yaratıcı çözümler de ortaya çıkarılabilecekti. Buna ihtiyaç kalmadı. Katkısı var bu konunun. İki husussu unutmamak gerekir. Gayri ahlaki nedenlerle parti değiştirmeye baktığımız zaman neticede büyük menfaatler karşılığında parti değiştirmek bir bozukluktur. Henüz dokunulmazlık konusunda titiz davranmayarak yargılanması gereken bir takım insanların yargılanmamasını sağlayan bir şemsiyeyi temin etmektedir. Etik sorun, siyasi kolaylık adına etik kolaylıklar yapmak bir miktar tabi olarak karşılanıyor. Dokunulmazlık sınırları ile ilgili birtakım düzenlemeler yapmak gereklidir. Başka mekanizmaların kurulması gereklidir. Siyasi yaşamımızın bir döneminde parti değiştirmenin siyasi istikrara da çok olumsuz etkileri olmuştur. Ama bu nasıl bir bağlamda ortaya çıktı. Bugün Türkiye'de bir milletvekili pazarı kurulabilir mi? Kurulmaz çünkü buna ihtiyaç yok. O zaman hangi şartlar altında bu tatsız olayla karşılaştık bunun üzerinde durmakta yarar var. Bir dönemin niteliklerini hatırlamamız lazım. Seçmen eskiden beri gelen koyu partizanlığı bırakmış başka partilere kayabiliyor. Parçalanma olayı mevcut partilerin yeni partilere katılması ve mevcut partilerden kopan yeni partiler ortaya çıkması ve çoğalması. Özellikle 87'den sonraki dönemde parlamentodaki parti sayısı 5-6 şeklinde gidiyor. Yüzde 10 barajına rağmen. 95'e kadar bölge barajlı bir sistemde çok parti. Bu partiler de parçalanıyor ve yeni partiler çıkıyor. Parti kapatıldığı zaman o mirasa talip birden fazla örgüt ortaya çıkıyor. Parti kapatıldığı zaman birleşme de kolaydır. Parti sahibi olmanın bir getirisi var. Parlamentoda temsil hakkı olmayan bir parti başkanı ben nereye gitsem beni karşılayanlar var, ağırlanıyorum sonra da parti bu şekilde yürüyor. Bir parti kapatmanın doğurduğu parçalanmalar var. Nispi temsilin bunu kuvvetlendirdiği söylenir. Nispi temsil de zaman içinde kendini hissettirmeye başladı. Koalisyonlara girdiğimiz zaman bir parçalanmaya etkisi oldu. Koalisyon hükümetleri oluşacağı zaman birilerine ihtiyaç oldu. Koalisyonlar özellikle küçük partiler açısından parçalanmayı teşvik etti. Türkiye'deki siyasi partiler bir kitle hareketi olmaktan çok dar kadroların siyaset simsarlığı yaparak geçimini sağladığı partiler haline geldi. Siyasi simsarlar açısından siyasi partilerin şansı azaldı. Seçim sistemi ve koalisyon ve patronaj sistemi üstüne de seçim yardımı gelince. Partilerde lider değiştirme ve yenileme çok güç olduğu için SPY tarafından desteklendiği için liderle anlaşamayan kişiler partilerini bırakıp kendi partilerini kurma yoluna gidiyorlar. Bir parti geçmişte kendi tüzüğünü hazırlarken genel merkezin yerel merkezi görevinden alamayacağını tüzüğüne yazar, bunu İçişleri Bakanlığı düzelttirdi. Bütün sistem lider değişimini, genel merkezi koruyan bir amaçlı. Lider olamayan da isyan ederek, istifa ediyor. Birbiriyle akraba olan partileri seçmenin ayırt etmesi pek kolay değil. Seçmen gidip gelmesin diye farkları olduğundan yüksek gösterme ve değişik şekillerde rakiplere çıkışma oluyor. Akraba olan partiler arasındaki kutuplaşmayı bu olay açıklıyor. Seçmene somut bir şey sağlayamayan partiler olaya ideolojik yaklaşıyor. Seçmen davranışlarının ani ve hızlı değişimini bunun üzerine eklemek lazım. Parti toplum bağlantısı zayıf olunca, bir parti üzerinde kısa süre önce bir şey yazdığım için buna cevap verebileceğim. CHP'de Altan Öymen genel başkan olduktan sonra üyeliklerin yeniden belirlenmesi ve eski üyeliklerin iptal edilmesi cihetine gidildi ve üyelik iptaline gidilmeden önce 2 milyona yakın üye sayısı 144 bine düşürüldü. Üyelik, parti ile hayali bir ilişki olmuştur. Tüm partilerde buna benzer şeyler olmuştur. Partinin kayıtlı üye sayısından daha az oy alıyor. Neden dediğiniz zaman, bazı seçmenler üye olmadıkları partiye kaydediliyor. Partiler genellikle lider egemenliğinin ağır bastığı örgütler. Bir ülke düşünün ki bir önceki seçimdeki tüm partiler barajın altında kalmış. Bu şaşırtıcıdır. Seçmenin ne kadar partiye bağlı olmadan hareket ettiğinin göstergesidir. Partiler iktidara geçmeye çok önem gösteriyorlar. Siyaset simsarları ancak çıkar dağıtma iddiaları ile kendilerini ayakta tutabiliyorlar. Böyle olunca da iktidara gelebilmek için her türlü şartı zorlamak gerekiyor. 87 sonrasına baktığınız zaman aynı dönem içinde aynı koalisyonun devrini bitirmesi söz konusu olmadı. Hep değişiklik oldu. Bu değişiklik bazen başka sebeplerden olabilir, muhtıra gibi sebeplerden ama esas sebep hiçbir koalisyonun rahat olmamasıdır. Sonuçta ne ahlak kurallarına tam riayet edilebiliyor, ne siyasi anlayışlar egemen olabiliyor. Bu ahlak çöküntüsünün sebebi bu şartların yarattığı sonuçtur. Kazanılacak ve kaybedilecek şeyler arttığı için. Parti değiştirmek, bireysel düzeyde istisnai durumlar bir kenara bırakılacak olursa, esas itibariyle özel koşulların ortaya çıkardığı bir şeydi. 1980'e kadar demokrasiye geçişten itibaren yaptığım araştırma verilerinden yola çıkarak, önce yerellik denen bir şeye bakmıştım. Doğmuş olduğu yerden seçilen kişi, parti değiştirmesini teşvik eder mi? Parlamentomuzda özellikle yerellik, oranının artmasıdır. Genelde birçok milletvekili doğdukları yerden seçilmiş bulunuyorlar. Seçim bölgesinden çıkan milletvekili ne kadar az ise değiştirme olasılığı o kadar yüksek. Parti değiştirdikleri zaman insanlar siyasi ömürlerini uzatmak istiyorlar. Bunda başarı sağlıyorlar mı? Evet. Bakanlık yapma açısından parti değiştirme sonuç getiriyor. Parti değiştiren bir kişinin bakanlık yapma olasılığı daha yüksek. Parti değiştiren kişiler, siyasi ömürleri uzun olmuş kişiler.

Parti değiştirme parti sistemimiz yerleşik kazandıkça toplumsal gelişmemiz istikrar kazandıkça daha düşük seviyelere inecektir.

Dim lights Embed Embed this video on your site Dim lights Embed Embed this video on your site

 

 

Beğendiniz mi ?

Facebook da Paylaş

Bu içeriği beğenenler

APM E-Bülten

Dış politika analizleri, gündemdeki konular hakkında APM uzmanlarının hazırladığı çalışmalara ilk ulaşan siz olmak ister misiniz?

İsminiz:

E-Posta:

Bizi Takip Edin

facebook twitter


© Alternatif Politikalar Merkezi. Tüm Hakları Saklıdır.