APM ?

News from the CAP

article thumbnailYUİK Apm'yi Ziyaret Etti
18/01/2012

There are no translations available.  Alternatif Politikalar Merkezi, sadece geleceğin sahipleri olarak değil bugünün paydaşları olarak gördüğümüz gençlere, kendilerini  geliştirebilec [ ... ]


article thumbnailABD'li Heyetin Türkiye Ziyareti
29/11/2011

There are no translations available.02 Nisan - 07 Mayıs 2010 tarihleri arasında, ABD Büyükelçiliğinin vermiş olduğu destek ile , Freedom House ve NDI tarafından gerçekleştirilen , kurum uzm [ ... ]


article thumbnailAPM İrlanda'da.
10/10/2011

There are no translations available.2011 yılında Avrupa Gönüllü Hizmeti programı dahilinde gönderen ve ev sahibi kuruluş olarak akredite olan Alternatif Politikalar Merkezi, 2012 yılında gö [ ... ]


Other News

Yorum Farkı - Son Yazılar



news-menu

APM video

Our own sense of Laicism PDF Print E-mail
Opinion Pool
Friday, 05 February 2010 14:38

 “İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin (İHAM) Sinan Işık isimli Alevi bir vatandaşımızın başvurusu üzerine verdiği son kararı “bize özgü” (!) laiklik anlayışının Avrupa standartlarına yaklaştırılması açısından önemlidir."

 

 

laiklik

 

 

 

 

 

 

Önce İHAM’nin Kararını hatırlayalım. Sinan Işık adlı yurttaşımız nüfus cüzdanındaki “din” hanesine “İslam” yerine “Alevi” yazdırmak için Nüfus Müdürlüğüne başvurur ve isteği reddedilince İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine dava açar. Mahkeme, bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan (DİB) görüş sorar ve DİB’nın, “Aleviliğin bağımsız bir din olmadığı, İslam’ın bir yorumu olduğu” yolundaki mütalaası üzerine de davayı reddeder. Karar Yargıtay’ca da onanarak kesinleşir. Daha sonra Sinan Işık İHAM’ne dava açar.

İHAM, DİB’nın görüşüne başvurulmasının ve bu görüşe dayanarak davanın reddedilmesinin devletin dini inançlar karşısındaki tarafsızlığı ile bağdaşmadığına karar verir.

Mahkeme, Hükümetin mevzuta göre “Aile kütüklerindeki din bilgisine ilişkin talepler, kişinin yazılı beyanına uygun olarak tescil edilir, değiştirilir, boş bırakılır veya silinir” yolundaki savunmasına da kararında yer verir. İHAM’ne göre, din hanesinin boş bırakılması için başvuru zorunluluğu getirilmesi dini inanç özgürlüğü ile bağdaşmaz.

Şimdi ne olacak?

İHAM kararları iç hukukumuzun bir parçasıdır ve bağlayıcı niteliktedir. Mahkeme kararlarının uygulanması, ihlale yol açan nedenin ortadan kaldırılmasını, yani mevzuatımızın karara uygun biçimde değiştirilmesini gerektirir. İHAM’nin Sinan Işık kararı söz konusu olduğunda ise Türkiye’nin 25.4.2006 tarih, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 7/1 maddesinin (e) bendini ilga etmesi gerekecektir.

Peki, bu güne kadar bu ihlale kendi iç yargı sistemiz içinde son verilemez miydi?

Kuşkusuz verilebilirdi. Çünkü Nüfus yasasının anılan maddesi açıkça Anayasanın “kimse dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz” hükmüne aykırılık oluşturmaktaydı (Any. Md. 24/2).  Ancak Anayasa Mahkememiz bu düzenlemenin laikliğe aykırı olmadığına hükmetti ve şöyle dedi:

“Nüfus Yasası’n(da) yer alan “din”le ilgili bilgi, kişinin aile kütüğüne yazılacak bilgilerden biri olup (…) bunun herhangi bir nedenle ve yolla Cumhuriyetin temel ilkelerine aykırı biçimde kullanılması, ya da laiklik ilkesine aykırı bir anlamda yorumlanması olanaklı değildir.” (AYM, E: 1995/17, K: 1995/ 16, Kt. 21.06.1995).

Yani bize özgü laiklik anlayışına göre (!), kişinin nüfus cüzdanında ve aile kütüğünde hangi dine mensup olduğunun belirtilmesi bir insan hakları ihlali değildir.

İnsan hakları alanında pek çok iyileştirmeye öncülük eden yasama organımız anılan yasa maddesini değiştirerek konunun İHAM’a kadar götürülmesine engel olamaz mıydı?

Kuşkusuz engel olabilirdi.

Çünkü Nüfus Hizmetleri Kanunu daha yakın bir geçmişte, yani 25.4.2006 tarihinde yasalaştığına göre bu mümkündü. Fakat yasama organı da eski kanunda yer alan bu düzenlemeyi değiştirmeden yeni yasaya aynen aktardı. Belki de ortada Anayasa Mahkemesinin bize özgü laiklik yorumu varken aksi bir düzenleme düşünülmedi.

Sonunda benzer pek çok konuda olduğu gibi, Sözleşmeye aykırılığın giderilebilmesi için İHAM kararını beklememiz gerekti. Bu nedenle Sinan Işık kararının, “bize özgü laiklik anlayışı”mızın uluslar arası insan hakları hukukunun öngördüğü standartlara yaklaştırılması açısından faydalı olduğunu kabul etmeliyiz.

 

Prof. Dr. Mustafa KOÇAK

 

 

Beğendiniz mi ?

Facebook da Paylaş

Bu içeriği beğenenler

CAP's Newsletter

For the latest news about CAP and up-to-date policy analysis; please subscribe to our newsletter

Name:

E-mail:

Follow Us

facebook twitter


© Alternatif Politikalar Merkezi. Tüm Hakları Saklıdır.