APM ?

News from the CAP

article thumbnailYUİK Apm'yi Ziyaret Etti
18/01/2012

There are no translations available.  Alternatif Politikalar Merkezi, sadece geleceğin sahipleri olarak değil bugünün paydaşları olarak gördüğümüz gençlere, kendilerini  geliştirebilec [ ... ]


article thumbnailABD'li Heyetin Türkiye Ziyareti
29/11/2011

There are no translations available.02 Nisan - 07 Mayıs 2010 tarihleri arasında, ABD Büyükelçiliğinin vermiş olduğu destek ile , Freedom House ve NDI tarafından gerçekleştirilen , kurum uzm [ ... ]


article thumbnailAPM İrlanda'da.
10/10/2011

There are no translations available.2011 yılında Avrupa Gönüllü Hizmeti programı dahilinde gönderen ve ev sahibi kuruluş olarak akredite olan Alternatif Politikalar Merkezi, 2012 yılında gö [ ... ]


Other News

APM video

CAP is in the 6th Alevi Workshop PDF Print E-mail
News From CAP

aleviAlternatif Politikalar Merkezi Yönetim kurulu başkanı ; Dr Mahmut KOÇAK, Devlet Bakanı Sn Faruk ÇELİK’in davetiyle, “Alternatif Politikalar Merkezi” bünyesinde yapılmış çalışmalar ve görüşlerini dile getirmek üzere, 6.’sı düzenlenen Alevi Çalıştayı’na katılımda bulundu.

Bakan ÇELİK’in açılış konuşmasıyla başlayan “6.Alevi Çalıştayı” siyaset dünyasından bir çok katılımcı ile birlikte Ankara Rixos Otel’de gerçekleşti. Çalıştayın açılışında “İlgi,bilgi ve misyon” un katılımcıların belirlenmesi sürecinde ana kriterleri olduğunu belirterek;

''Geçmişe takılmak, geçmişte kalmak yerine; yarınlara bakmak ve yarınları inşa etmek gerekir'' diyen Bakan ÇELİK, çalıştayın amacını, “konuyu bütün boyutlarıyla ele almak, tartışmak ve müzakere etmek”' olarak ortaya koydu.

 "Alternatif Politikalar Merkezi" başkanı Dr. Mahmut KOÇAK'ın çalıştay sırasında yapmış olduğu sunumun bir bölümünü aşağıda bulabilirsiniz.

ALEVİ ÇALIŞTAYI
Her canlının yaşam hakkına saygı duymayı, insanları anlamayı ve en önemlisi de hoşgörüyle bakmayı öğrenmek, onların hakkını da kendi hakkıymış gibi savunmak demokratik siyasi anlayışın gereğidir.

Siyaset ortak bir geleceği vaat ettiği, herkes için adalet, herkes için özgürlük ve hak mücadelesi yürüttüğü ölçüde kapsayıcıdır.  Derde devadır. Ülkemiz farklı kültür ve inanç sahiplerinin binlerce yıldır birlikte yaşadığı müstesna bir coğrafyadır. Çağdaş demokrasi, coğrafyamızın binlerce yıldır tanığı olduğu birlikte yaşama kültürünün daha sağlıklı bir şekilde yaşayıp geleceği bir iklimi ifade eder. Diyebiliriz ki göreceli olarak Çağdaş Demokrasinin doğduğu varsayılan Avrupa, ülkemize oranla demokrasiyi yaşama ve yaşatmada daha elverişli bir dünya değildir. Bu nedenle ülkemizde birlikte yaşamanın temel şartı demokratik kâmil anlamda tesisidir. Demokratik bir sistemde meşruiyetin kaynağı, hukukun üstünlüğü, çoğulculuk ve katılımcılıktır.  Ülkenin birlik ve bütünlüğü de ancak çoğulcu demokratik bir sistemle korunabilir.

Demokrasi temsili bir sistem ve bir çoğunluk rejimi değil çoğulcu bir rejimdir.  Hiç birimiz çoğunluğu temsil iddiası ile farklılıkları ortadan kaldırıcı kendi maddi ve moral programımızı dayatıcı bir tavır ortaya koyamayız. Toplumların farklılıklarından asgari müşterekler vasıtasıyla dayanışma ruhunu çıkartmaları gerekir. Çalışmalar sonucunda ortaya konulacak siyaset herkesi kuşatan ve herkesin kendini gerçekleştirmesine odaklı,  özgürleştirmeyi, tabuları kaldırmayı, devleti adil kılmayı hedefleyen bir siyaset olmalıdır.  Bugün ülkemizde siyaset bir özgürleştirme, adalet ve refah yaratma projesi olarak yeniden okunmaya ve icra edilmeye ihtiyaç duymaktadır.  Bu konuda atılan adımlar hepimizi mutlu etmektedir.

Türkiye’nin en temel ihtiyacı orta yolda ve makulde birleşmek,  bölmemek ve böldürmemektir. Hiç kimseyi kendi değerler alanını savunmak zorunda bırakmadan herkesi ve herkesimi kuşatan, birleştiren bir siyaset geliştirmektir.

Yeni bir toplumsal mutabakatın, barışı güvence altına alan temel ilkeleri;

İFADEDE ÖZGÜRLÜK,
TEMSİLDE ADALET
VE FIRSATTA EŞİTLİK OLMALIDIR.

Bir toplumun üyeleri, birlikte yaşama iradesini aynı vatanın evlatları olmaktan,  bilerce yıllık ortak geçmişten, farklılık ve çeşitliliklere rağmen aynı evin eşit mensupları ve aynı ülkenin sahipleri olmaktan alırlar. Hepimiz bu ülkenin eşit hak ve özgürlüklere sahip vatandaşlarıyız. Her vatandaşımız birinci sınıftır.  Herkesin bu ülkenin en ücra köşesinden kalkıp en merkezi yerlere gelebilmesi, buranın imkânlarına kavuşarak bu ülkeyi yönetenler safına girebilmesi, yüzlerce yıldır defalarca tecrübe edilmiş, yaşanmış bir gerçekliğimizdir. Cumhuriyet, bu yaşanmışlığı hukuki çerçevelere kavuşturmakla bir adım daha ileri gitmiştir. 20 inci yüzyıl dünyasının tanığı olduğu bazı olağanüstü şartlar ve bunların ülkemize etkileriyle zaman zaman yaşanan despotik uygulamaların istisnai yanlışlıklar olduğunu unutmadan ırmağı yatağına akıtmalıyız. Ülkemizin kendi tarihi tecrübelerinin ürettiği rızaya, sevgiye dayalı birlikte yaşama kültürü, ne pahasına olursa olsun korunmalıdır. Yasal düzenlemeler yapılırken bu temel yaklaşımla hareket edilmelidir.

Kürt Sorunu, Alevi Sorunu gibi adlandırmalar üzerinden sosyal kümeleri bir sorun alanı olarak gören her türlü tanımlamaya birlikte karşı çıkmalıyız. Farklılıkları soruna dönüştüren şartları ise süratle ortadan kaldırmalıyız. Sivil, siyasal, sosyal, ekonomik, dini, etnik ve kültürel tüm hakların muhatabı bireydir. Ve bu hakların kullanımı bireyseldir. Herkes siyasal alanda dini, kültürel ya da etnik kimliği ile değil vatandaş kimliği ile yer alır. Ve Almalıdır.  Kamu düzenine kamu güvenliğine başkalarının hak ve menfaatlerine zarar veren bir özgürlüğün kısıtlanması meşrudur. Bu, evrensel bir kural olarak yerleşmiştir. Ancak kamu düzeni ve kamu yararı gibi kavramların hedefi hak ve özgürlüklerin korunması olmalıdır. Kamusal alan hak ve özgürlüklerin alanıdır. Devletin görevi kamusal alanı herkesin hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı bir alan olarak korumaktır. Bu kavramlar insan haklarından daha çok devletin yetkinliğini hedeflememelidir.  Çünkü devleti insanın ve insan haklarının üzerinde gören bir anlayış hiçbir şekilde kabul edilemez.

Laiklik devletin inançlara eşit mesafede durması, nötr, yansız, renksiz olmasıdır. Öte yandan laik devlet, laikliği de bir inanç formatında algılamaz ve onu tüm inançların özgürlüğünün güvencesi olarak benimser, uygulamalarını buna göre yapar. Devlet, farklılıklara saygı duymak ve bunların varlığını kabul etmek ve farklı inanç gruplarının hizmet ihtiyaçlarını karşılamak mecburiyetindedir.

Onlarca yıldır hukuk sistemimizle karşı karşıya gelmek zorunda bırakılan ülke sathına yayılmış milyonlarca insanı peşinden sürükleyen sünni inanç gruplarının da sorunlarını çözmek cumhuriyet ve reformlarla kucaklaştırarak tanımak, bugün bildiğimiz gördüğümüz halde görmezden gelerek adeta “işte öyle” anlayışı ile götürdüğümüz tüm meselelere genel demokratikleşme kapsamında mutlaka bir şeyler üretilmek hatta muhatapsız üretmek ülkemizde huzur ve güvenin tesisi, demokrasi kalitesinin yükselmesi açısından önemlidir.
Yarın beklenilmemelidir.  Bu çalışmaların genel manada inanç özgürlüğü alanını genişleten olumlu çalışmalar olarak görüyor ve destekliyorum. Böylesine katılımcı bir yaklaşımla hazırlanan çalıştayın sonucunun da ortak akıl ve vicdana hitap etmesi beklenir.   Diye düşünüyorum.

Türkiye’nin anayasal düzeni ile inanç kümelerinin barışması kucaklaşması kime ne zarar getirir. Aksine ülkemizde birlik ve bütünlüğün pekişmesine en büyük katkıyı sağlayacaktır.

Saygılarımla
 

 

Beğendiniz mi ?

Facebook da Paylaş

CAP's Newsletter

For the latest news about CAP and up-to-date policy analysis; please subscribe to our newsletter

Name:

E-mail:

Follow Us

facebook twitter


© Alternatif Politikalar Merkezi. Tüm Hakları Saklıdır.